Saniye

İkiz doğuran koyunlardan biri yavrularını istemiyor, onları emzirmiyordu. Kuzular meleye meleye, düşe kalka analarına sokuluyor, memelerine yapışmak istiyor ama anaları süserek, tekmeleyerek uzaklaştırıyordu onları. Açlık, kıtlık hüküm sürerken, tabiat da canlılarda sağ kalma içgüdüsü uyarıyor olmalı. Acımasızların, uğursuzların "Ben sağ kalayım da başkaları ölürse ölsün" demeleri gibi...
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ama bu bir hayaldi artık... İnsan ömrünün yarısı böyle hayallerle, düşlerle geçiyordu işte. Belki bu ormanlar, bu güzel hayaller yüzünden hayat bu kadar tatlıydı. Tanabay, dağlara ve gökyüzüne bakarken, insanların hepsinin birden talihli, mutlu olamayacağını düşündü. Herkesin kaderi ayrıydı. Karşısında uludağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl, aydınlık bir yanı gölgeli. Aydınlık ve gölge nasıl yanyana ise, insanın kaderi de öyle, mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç, bir yanda kaygı. Hayat dediğin böyleydi işte...
Sayfa 123·Kitabı okudu
Edebiyat
Eğer yaptığın işi seviyorsan, meyvasını da alıyorsan, nasırların hiç önemi yok. Şikayet etmezsin, memnun olursun...
"Şimdi her şeyi alüminyumdan yapıyorlar: Tencereyi, tabağı, kaşığı, sürahiyi, leğeni.. her şeyi. Nereye gitsen hep aynı şeyleri görüyorsun. Hem ne kadar kaba şeyler! Yazık! O ünlü eyer ustaları yok artık. Ne eyerler yapılırdı eskiden! Her eyerin bir tarihçesi, künyesi vardı. Kim yapmış, kime yapmış, ne zaman yapmış, yapan kişi karşılık olarak ne almış? Hepsi bilinirdi. Herhalde yakında herkes, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, otomobille dolaşacakmış! Hepsi birbirinin aynı olan otomobillerle. Yalnız plaka numaraları farklı olacakmış. Ama işte, ata-babalarımızın ustalıkları unutulup gidiyor! El işleri, el sanatları kaybolup gitti. Oysa insan ruhunun aynası, el hüneri, göz nuru değil midir?..."
Edebiyat
Yersiz yasaklar çocukların tutkularını büyüklerdekilerden daha fazla keskinleştirir; çocuklar sadece yasaklanan şeyi akıllarına takarlar.