…gecenin sessizliği ezdi bizi. Şimdi, anlıyorum ki kendi boşluklarını gürültüyle doldurma ihtiyacı duyanların rahatı için şarkılarımızı kesmek gerekli değilmiş.
Nil kıyısında, gün batarken, bir sırtlanla bir timsah karşılaştılar. Durup selamlaştılar.
Sırtlan dedi ki: "Nasıl gidiyor hayat, azizim? "
Timsah da cevap verdi: "Benim için kötü. Zaman zaman acı ve hüzünle ağlıyorum, o zaman da öteki hayvanlar bıkıp usanmadan 'Bunlar timsah gözyaşlarından başka bir şey değil!' diyorlar. Bu da beni öyle yaralıyor ki, söyleyecek söz bulamıyorum. "
Bunun üzerine, sırtlan konuştu: "Acınızdan ve hüz nünüzden söz ediyorsunuz, ama bir an benim yerimde olduğunuzu düşünün. Dünyanın güzelliğini seyredi yorum; harikalarına, mucizelerine bakıyorum, salt bir neşeyle, tıpkı günün güldüğü gibi, bazen kahkahayla gülmeye koyuluyorum. Şu ormanın milleti de 'Bu bir sırtlanın gülüşünden başka bir şey değil. . . ' diyor."
Neşemi, sadece ölü hüznümü hatırlarken hatırlıyorum. Ne var ki, hatıra, rüzgârda bir an fısıldaşan ve sonra sesi hiç duyulmayan bir güz yaprağından başka nedir ki!