Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir." (Yusuf, 100)
Bu âyette ilginç olan nokta şu: Hz. Yusuf. Allah'ın kendisine olan lütuf ve ikramından bahsederken "zindandan çıkmayı" zikrettiği halde "kuyudan çıkma" hadisesini hiç dile getirmemiştir. Acaba niçin?
Cemaat, mezhep, tarikat vb. yapılarda bu yapıların önderi konumundaki kişiler insanlara güzel ahlaklarıyla, ilimleriyle, edebleriyle örnek olmaları hasebiyle "Allah için" seviliyorsa ne alâ... Yok bu gibi kimseler hatasız, günahsız bir konuma yükseltiliyor ve Allah'a ait yetkilerin, sıfatların bir kısmı bu şahıslarda görülüyorsa işte o zaman durum "Allah için" olmaktan çıkmış, şirke girmiştir. Bugün İslam topraklarında görülen örnekler maalesef "çoğunlukla" bu türden.
Muhtaçlığını, zaafını, acziyetini unutan insan, sonsuz güç ve kudret sahibi, sonsuz zenginlik sahibi Rabbini de unutur! Rabbini unutan insan ise artık şeytanın ve nefsinin oyuncağı haline gelmiştir.