Osmancık…
Ortaokuldan beri elime alıp alıp yarıda bıraktığım, bu yüzden ilk sayfasını ezbere bildiğim tek kitap:)
Kitapta eski Türkçe kelimeler sıklıkla yer aldığından başta dili biraz yoruyor. Alışmak zaman alıyor.
Osmancık’ın Osman Gazi’ye, sonra Osman Gazi Han’a dönüşme ve olgunlaşma süreci çok keyifli bir şekilde anlatılıyor.
İmparatorluk ülküsü; Osmancığın, Ede balı’nın tekkesinde gördüğü rüya ile başlar. Gelecek onun için bir Kaf dağından ibaret. Dünya’yı küçültüp, dağı aşmak için Zümrüd Anka gerek. O’da Ede balının kızı Malhun hatundur. Buna çok inanan Osmancık onunla evlenerek ülküsü yolunda ilk adımı atmış olur. Sonra devletleşme süreci anlatılıyor.
Osmanlı imparatorluğunun kuruluş, varoluş, yaşayış felsefesinin temel taşları; İslam hukuku, iman, hoşgörü, adalet, mertlik gibi kavramlar olmuştur. Fethedilen yerlerde bu felsefe Osman Gazi’nin vasiyeti oluyor. Organ Gaziye de bunu vasiyet edip, imparatorluk yolunda Kayı boyuna miras olarak arkasından sadece Orhan Gazi ve oğlu Murad’ı bırakıyor.
Romanda sıkça geçen Bursa, Bilecik ve çevresinin önemine tanıklık ediyoruz. En yakın zamanda buraları yerinde görüp, bu tarihi karakterlerin yerinde ziyaret etme isteği içinizi dolduracaktır diye düşünüyorum.
Kitabın özellikle son kısımları çok heyecanlı, akıcı ve hüzünlü geçti. Okunmaya değecek bir kitap.
Osmancık…sevildin