Yaşamak benim için bir ipin üzerinde durmak gibi dengede.
Ya hoyratça ilerleyeceğim sağa sola savrulurcasına,ya da olduğum yerde bekleyip ipin kopmasını bekleyeceğim acımasızca..
“ kadınları salt insani zenginlikleri içinde kavramanın, hep cinsiyetleri açısından bakmaktan, hep yarı şematize ederek görmekten kaçınmanın bu kadar zor olması ne tuhaftı.”
“Derken, Neş’e sararıp soldu ve yoruldu; çünkü benim kalbimden başka hiçbir kalp onun güzelliğini görmedi, benim dudaklarımdan başka hiçbir dudak onun dudaklarını öpmedi
“Ama, ben niçin buradayım, Ey Tanrım? Doymaz bir tutkunun taze çekirdeği, ne doğuyu ne de batıyı soran azgın bir fırtına, yanıp dağılan bir gezegenin yolunu şaşırmış bir parçası olan ben, neden burada olmalıyım?”
“ hayır, sakın bir şey düşünme şimdi, hiçbir şey düşünme, arzulama, böylece kal, düş görür gibi belirsize doğru bırak kendini, yabancı selle sürüklen, birbirinize dokunamadan ama yine de birbirinizi hissederek, birbirinizi arzulayarak ama ulaşamadan, yazgıya doğru salınarak ama sonra dönüp kendi kaderinize boyun eğerek. Böylece kal yalnızca, bu bitmeyen alacakaranlıkta, saatlerce, sonsuza kadar, düşlere sarıp sarmalanarak “