Bu kitap sonunu gözyaşlarıyla bitirdiğim bir kitap oldu.Abdülhamit Hân'ın 'duası' sanki kulaklarımda. Bütün hüznünü ve kırgınlığını kalbimde hissettim.'Abdülhamit Yalnızlığını' bir kez daha anladım.
Yazarında kaleminin etkisiyle sanki onların yaşamında üçüncü bir göz gibiydim. Saim karakteri ile özdeşleşiyor insan, kendini onun yerine koyuyor. Hafif eleştirisel bir yaklaşımla yazılan bir kitap. Bilmediğim kelimeler elbette vardı ama bu kitapta böyle yazılırdı.
Abdülhamit Han'ın tevekkülünü Rabbim herkese nasip etsin. Kul hakkı, millet hakkı konusunda bu kadar ince düşünceli bir ecdâdımız olduğu için çok şanslıyız. Yine kendine yapılanlara değil de milletine yapılanlara karşı çok kırılan ve bunun için hakkını helal etmeyen bir padişah...Ona hâlâ müstebit diyenler bunun hakkını veremezler..
Aynı şeyleri yaşamak korkusu sarıyor insanı, yaşadıkça.Kitaptan bir alıntı 'yaşadığımız günlere bakınca her zaman milletçe imtihanlar geçiriyoruz ancak ne kadar akıllanıyoruz'u düşündürdü.
/"Ben hiçbir şeyi çözemedim ağabey," diye fısıldadım, "ne içimizdeki ne de dışımızdaki savaşlar bitiyor, görmüyor musun? Nasıl bir çağda yaşıyoruz biz böyle İsmail Ağabey? Çok sürmez bu da geçer derken, ülke üzerindeki oyunlara da, muharebelere de hep bir yenisi ve daha zorlusu ekleniyor. İyilikte değil, entrika ve zorbalıkta direnen insanoğluna kendi kanıyla yıkanmak fayda vermiyor."/
Ferdî olarak yapılanlar unutulmalı ancak millet olarak yapılan hiçbirşey unutulmamalıdır. Bu milletimizin inkirâzına yok açar!!