Ben bekledim ve yaşlandım.
Dizimde takat kalmadı,
Saçlarım kederli bulutlar gibi ağardı,
Derim buruştu, gözlerimin feri söndü,
Ben bekledim.
Şimdi çok yorgunum.
Şimdi ölüler ülkesinden esen rüzgâr
üşütüyor tenimi.
Şimdi zamanım kalmadı.
Ama biliyorum bekleyişim bitmedi.
Biliyorum, bedenimiz olmasa da ruhlarımız kavuşacak nasılsa.
"Katılmıyorum Nevzat, cinayetin nedeni aşk değil, insan. Evet belli ki Mazlum, Leyla'yı sevmiş ama yeterince sevme-miș. Yeterince seven insan, âşık olduğu kişiyi öldürmez. Âşık fedakâr olmak zorundadır. Her âşık da öyle söyler zaten. Senin için ölürüm der, dünyayı kırmızı bir halı gibi ayaklarına sererim der, senin için yapamayacağım şey yoktur der. Der de der işte. Ama âşık olduğumuz insanı öldürdüğümüzde onun için değil, kendi öfkemizi yatıştırmak için elimizi kana bularız. Kendi duygularımızı tatmin etmek için. Bunun adı bencilliktir. Korkunç bir bencillik. Vahşetin daniskası. Hayır, Nevzatcım, aşk öldürmez, eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda. Bu vahşeti daha çok erkekler gerçekleştirdiğı için, sorun nasıl seveceğini bilmeyen erkeklerde."
“ Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı,üç beş
holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristotoles, Platon,İbn Rüşd,Faulkner, Homeros,Nietzsche, İbn Haldun… Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?”
“Korkmamalıyım.Korku katilidir aklın.Korku,mutlak yıkım getiren küçük ölümdür.Korkumla yüzleşeceğim. Onun etrafımdan ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim.Ve geçip gittiğinde, onun izlediği yolu görmek için iç gözümü kullanacağım.Korkunun geçtiği yerde hiçbir şey olmayacak.Yalnızca ben kalacağım.”