Floransa' da, Amazon'u bulduğumu sanmıştım; kendi özümden masalsı ve kusursuz bir Odile yaratmıştım. Ya nılmışım. Odile fildişi ile ay ışığından yapılmış bir tanrıça değildi; bir kadındı; benim gibi, sizin gibi, bütün o mutsuz insan soyu gibi, bölünmüş ve çok yanlıydı.
Bir zamanlar kimi modalar kadınların bedenini erkeklerin gözlerinden bütünüyle gizleyerek kabarık bir giysiye değer kattığı gibi duyguların kapalılığı da, tutkuların alışılmış belirtilerini perdeleyerek dilin farkedilmez inceliklerinin değerini ve güzelliğini ortaya çıkarır.
Kendinden geçtiğini belirten, çok hoş bir yüz hareketi var. Bu harekette bir hüzün seziliyor, şimdiki dakikayı durdurmak, gözlerinde saklamak istercesine."
Erkekle kadın baş başayken, erkekte kadının çocuksu ağzını öpmek için yenilmez bir arzu uyandıran şeyin çoğu zaman kadının söylediği safça, hatta budalaca bir tümce olduğunu, kadının da erkeği en çok onu en ciddi, en sarsılmaz biçimde mantıklı olduğu sırada sevdiğini kim söylemişti?
Bazen öyle sanıyordum ki bu kadını tanıyabilseydim, kendisi için yaşamak istediğim o kusursuz ve nerdeyse tanrısal yaratığı onda bulabilirdim. Sonra tacını yitirmiş kraliçe kalabalıkta siliniyor, ben de sevmediğim bir sevgiliyle buluşmak üzere Varenne Sokağı'na gidiyordum.
İçimde birbiriyle bu denli çelişen iki yaratığı nasıl barındırabildiğimi anlamakta güçlük çekiyorum bugün. İki ayrı düzlem üzerinde yaşıyor, birbirleriyle hiç karşılaşmıyorlardı. Bağlanmaya can atan içli aşık, sevilen kadının gerçek yaşamda var olmadığını anlamıştı. Tapılası ve bulanık bir imgeyi fazla kaba figüranlarla karıştırmaya yanaşmayarak kitaplara çekiliyor, artık yalnız Madam de Mortsauf'u, Madam de Renal'i seviyordu.