O FORTUNA

O FORTUNA
My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
Bejna Gulbiharê Ta rihana dev geliya bû Ku dinihêrî temaşa wê Mîna kewa sîpanê bû Mîna cewê sînga çiya Berjêr bibûn por-guliyê wê Bayê nermik pê ra dilîst Bela dikir ser navmilê Çavê reş bûn, şeva tarî Tijê steyrkê bêqeyas Xortê cahil, sewdeserî Lê digeriya bextmiraz Bijangê wê mîna şûra Hesar kiribûn şeva tarî Çavê tijî agir tê da Ku biviya yaziya efat mêrî
Kurdî
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Pêşdaçûyîna dinê bi xêrxwazî ye Ku ku emre wir gere hebe hizkirin Ji hizkirinê ye ku dar şîn dibin Ji hizkirinê ye ku gul vedibin
Kurdî
Attila iktidara 434 yılında kardeşi Bleda'yla birlikte geçmiştir. Bu iki kardeşin ilk önemli sorunu Il. Theodosius'a, seleflerine vaat ettiği 350 altın-lira yıllığı ödetmek, hatta miktarı artırmak olmuştur. Bu­nun gerçekleşmesi için de Attila'nın birkaç şehre sefer düzenlemesi ve yakıp yıkması gerekmiştir, fakat son\lnda uzlaşırlar. 445 yılında Ble­da öldüğünde ya da ortadan kaldınldığında bu görüşmeler sürmekte­dir. Elçi Priskos'un bulunduğu konuma gelmesiyse bu olayın hemen sonrasında gerçekleşir. Derken her şey bir anda değişir. Bauda çıktığı iki sefer Attila'yı "Tanrının Gazabı"na dönüştürecek ve tüm yaşamı boyunca elde ettiğinden çok daha fazla şöhrete kavuşturacaktır. Artık kendisi, geçliği yerde ot bilmeyen adam, o zamana kadar hiç dikkat çekmeyen askerleri Hunlarsa, insanlıktan nasibini almamış yaratıklar olarak anılmaya başlanır. Attila'nın yöntemleri Cengiz Han ya da Ti­murlenk gibi çok uzak haleflerinin kullanacağı yöntemlere benzemek­tedir: atom bombası kadar caydıncı bir silah olan dehşet salma sila­hına dayalı bu yöntemler kayıtsız şartsız teslimiyet ile toptan imha dışında hiçbir seçenek bırakmaz. Zaten bu yıldırım seferlerin özünde fetihten çok yağma arzusu, yayılma ve genişlemeden çok kadın ve al­tın tutkusu yatmaktaydı (bu seferler, hayvanların yeniden otlağa dö­nene kadar dayanabilecekleri dört beş aylık bir süreyi aşmıyordu).
Tarih
Çoban ve Çiftçi.
Binlerce yıl boyunca, hatta yaşadığımız çağa gelene kadar dünya tarihi göçebeler ve yerleşik halklar arasındaki çekişmelerle şekillenmiştir. Bu belki de Yaradılış'tan bu yana yaşayan bir unsurdur; Adem'in iki oğlu Habil ile Kabil'in Tevrat'ta anlatılan hikayesi de benzer bir gerilimi barındırır.
Tarih
Hıristiyanlıktan hemen önceki dö­nemde, uzun boylu, sarışın, mavi gözlü paleo-Asyalılar ya da Türkleştirilmiş Hint-Avrupalılar olması gereken insanlardan oluşan Kırgız halkından Türk olarak söz edilir. Bu durum yüzyıllar boyunca artarak sürmüştür. Türkler dışardan evlenme eğiliminde olduklan ve eşlerini Türk olmayanlar arasından seçtikleri, rastladıkları her kavimle karıştıkları, dilleri çok büyük bir çekim gücüne sahip olduğu ve pek çok topluluk da bu dili benimsediği için Türklerle il­gili karakteristik denilebilecek fizikselnherhangi bir özellik saptama olanağı kalmamıştır. Yeryüzünde saf ırk olmadığını biliyoruz. Ama bu konuda daha ileri gitmek ve Türklerin karma bir ırk oluşturma­dıklarını söylemek zorundayız. Türklerin hiçbir ırksal özelliği yok­tur. Dolayısıyla kendi içinde bir Türk ırkından söz edemeyiz.
Tarih