Kardelenler, isminin çağrıştırdığı masumiyetin aksine bizi 2000'lerin başındaki Moskova’nın yozlaşmış ve karanlık yüzüyle tanıştırıyor. Kitap oldukça akıcı bir dile sahip, sayfalar hızlıca akıp gidiyor ancak bu akıcılığa rağmen anlatıda ciddi bir ruhsuzluk hakim. Hikaye temelinde saf bir yabancının, aşk ve hırs sarmalında adım adım dolandırılmasını konu alıyor. Ne var ki karakterler o kadar donuk ve mesafeli işlenmiş ki, ne yaşadıkları trajediye tam olarak ortak olabiliyorsunuz ne de motivasyonlarını anlayabiliyorsunuz. Atmosfer başarılı kurulmuş olsa da kurguda bir şeyler hep eksik kalıyor; olaylar ilerliyor ama bende beklediğim derin etkiyi yaratmadı. Moskova’nın dondurucu soğuğu sadece mekanlara değil, kitabın anlatımına da sinmiş gibi. Kısacası vakit geçirmek için okunabilir ama bittiğinde akılda kalıcı bir iz bırakmayan, derinlikten yoksun bir hikaye.