Bir kadınla bir erkek, birbirlerine karşı şiddetli bir tutku duyuyorlarsa, onları ayıran şey, ister bir koca, ister ana-babaları ya da başka bir şey olsun, onlar yine de Doğa gereği birbirlerinindirler ve insanların yasaları ile saymacalarına rağmen, tanrısal yasa gereğince birbirlerine aittirler.
Iki bireyin, karşılıklı olarak çeşitli bakimlardan birbirine uygunluklari ne kadar eksiksizse, karsilikli tutkulari da o kadar güçlü olacaktir. Gercek bir tutkulu aşk da bu iki yaratigin karsilasmasi kadar az rastlanirlir birseydir.
Bir şey ne derece soylu ve mükemmel ise, onun olgunluğa erişmesi de o derece geç ve yavaş olur. Erkek, zihinsel kavrama gücünün ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğa yirmi sekizinden önce çok nadir olarak ulaşır; kadınlar ise, henüz on sekiz yaşlarında bu güce sahip olurlar...