...Öyle hemen herkesle Can ciğer olma. Onlar, hemencecik seninle arkadaş olmak isterler, sana karşı hoş, yumuşak görünürler, arkadaş görünürler, seninle çok ilgilenirler, derdi olan derdini açar sana, insanlar böyledir. Sen kendini hiçbir zaman açmayacaksın. Kapıp koyuvermeyeceksin. Tesirin o zaman iyi olur üzerlerinde. Ağırbaşlı davranacaksın. Bir zayıf damarını keşfederlerse ömrünün sonuna kadar rahat edemezsin. Onların yanlarında on paralık onurun kalmaz.
Kendimizi başkalarının gözünde tanık olunduğu biçimiyle görürüz. Güçlü mü yoksa zayıf mıyım? Cesur mu yoksa korkak mıyım? Akıllı mı, aptal mıyım? Benlik, ötekinin gözü sayesinde inşa edilir. Yalnızca bu kadar mı? Tanrı en yüce şahittir. Yapıp etmelerinin en büyük şahidi odur. Varlığım sadece başkalarının gözlerinde değil yüce Tanrı’nın şahitliğinde de gerçekleniyor.
St. Augustine’nin söylediği gibi, “Başkalarının günahları bizi aziz kılmaz”. Ne ki pek çok insan başkalarının hata ve günahlarını anlatmakla rahatlar, sanır ki kendisi o hatalardan münezzehtir ve bu yüzden yerdiği kişiye göre daha iyi bir yerde durmaktadır.
İyilikten bu kadar uzak kalmak hepimizi hasta ediyor. İnsanın insanın kurdu olduğuna duyduğumuz inanç, dünyayı güvenilmez bir yer kılıyor. Dünya bir cehennem değil oysa...