Yine Fatih Kürsüsünde isimli bölümde cehaletin ülkeyi nasıl felaketlere sürüklediğini dile getirir:
Felâketin başı, hiç şüphe yok, cehâletimiz;
Bu derde çâre bulunmaz -ne olsa- mektebsiz;
Ne Kürd elifbayı sökmüş, ne Türk okur, ne Arab;
Ne Çerkes'in, ne Lâz'ın var, bakın, elinde kitâb!
Hülâsa milletin efrâdı bilgiden mahrûm.
Unutmayın şunu lâkin:
"Zaman: Zamân-ı Ulûm!"
Gâfillerin kalpleri her ne zaman Allah'a tam anlamıyla yönelme arzusu duysa, onların bir şeylere bağlılığı onlanı alıkor. Öylesine alıkor ki Allah'a değil de hemen o gönül bağı olan şeye doğru alelacele koştururlar. Öyle kimselere Allah'ın Huzuruna çıkış yasaktır.
Bazı nurlar kalbe gelir ve kaybolur, bazı nurlarsa kalbe girer ve yerleşir.
İlâhî nurlar sana inerler, fakat kalbin varlıkların suretleriyle dopdolu olduğu için, geldikleri yere geri dönerler.
Kalbini O'nun dışındaki her şeyden boşalt ki, içini ilahi bilgilerle, ilhamlarla ve sırlarla doldurabilesin!