İslam, kendisinden önceki tektanrılı dinler olan Yahudilik ve Hıristiyanlıktan belirgin şekilde etkilendi. Diğer birçok din gibi, İslam da bağdaşık (homojen) değildir. İki önemli ana kola ayrılmıştır: Sünnilik ve Şiilik. İslam'ın iki ana kolu sık sık söz konusu edilerek, Şiiliğin, özellikle Muhammed'in yaşamı ve hareketlerine ilişkin öykülerin bir toplamı olan, "kutsal söylence" anlamındaki sünneti kabul etmemekle Sünnilikten farklı olduğu öne sürülür. Gerçekte, peygamberin sünneti Şiiler tarafından da kabul edilir, ancak onlar sünneti sadece Muhammed'in ailesinin otoritesine dayandırırlar; oysa Sünniler, peygamber ailesinin otoritesinin yanında, sünneti, peygamberin silah arkadaşlarının tanıklığına da dayandırırlar. Şiilerin, sünnet dışında, kendi özel "kutsal söylence"leri (ahbar) de vardır. Şiilikte acı çekmiş kutsal kişi kültü çok gelişmiştir. Hazreti Ali'nin ikinci oğlu Hüseyin'e, acı çekmiş kutsal kişiliklerden biri olarak, tapma düzeyinde, ayrı bir saygı duyulur. Şiiliğin en önemli savlarından biri de, yeniden ortaya çıkacak ve yeryüzünde tanrının düzenini kuracak olan "gizlenen imam" (Mehdi) inancıdır. Şiiler de Sünniler gibi, Kuran'ın tanrı tarafından gönderildiğini kabul ederler, ama Kuran'daki ayetlerin mecazi yorumuna da izin verirler. Suudi Arabistan'ın Mekke ve Medine kentlerini kendileri için kutsal sayan Sünnilerden farklı olarak, Şiilerin asıl hac yeri, söylenceye göre Hazreti Ali ile "büyük acılar çekmiş" oğlu Hüseyin'in mezarlarının olduğu Irak'ın Necef ve Kerbela kentleridir.