Sofi, dehşetli kaval çalıyordu. Uzun, dertli havalar... İnsanı alıp başka dünyalara götüren, ağlamaklı eden havalar...
.
.
.
Otobüs hareket ettikten beş on dakika sonra bir dostluk, bir ahbaplık başladı ki sormayın! Gürültülü konuşuyorlar... Bunlar ne kadar zamandan beri tanışıyorlar acaba? Yoksa hepsi bir yerden mi? Sordum, öğrendim ki, birbirlerini ilk defa otobüste görüyorlarmış. Ama bu yakınlık, bu dostluk!.. İşte doğu insanının karakteri de budur.