Sözler nurlu konaklara hiç götürmemiş sizi. Ağaçların tesbihini ve yüreklerin zikrini hiç işitmemişsiniz. Sessizliği hiç dinlememişsiniz.
Siz gerçekten kendinizi hiç duymuyorsunuz!
İçinizde kanat çırpan güvercini hatırlamıyorsunuz. İçinize yüklenen çağlayanı engelliyorsunuz. Kendinize soru sormuyor ve cevaplarını beklemiyorsunuz. Siz günü, geceyi ve tıkırdayan zamanı gönül ardı ediyorsunuz.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de "insan" unsuru hâlin olduğu kadar istikbalin de belirleyicisidir. Ülkenin kaderi ülke insanının kaderinden başka bir şey olamaz.
Siyasî çekişmeler memleket menfaatinin bilinçsizce müdafaasından, yani neyi müdafaa ettiğini bilmeyen insanların itişip kakışmalarından başka bir şey değil. Bu bilinçsizlik sonunda bir ruh hastalığı haline dönüştü. Türkler kendi varlıklarını bir tarihî gerçeklik olarak kavramayı başaramadıkları yetmiyormuş gibi, artık kendi tarihlerini öğrenerek benimsemeyi de reddediyorlar.