Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için en değilim, daha değilim.
Bu devasa iddiasızlığın verdiği özgürlüğün hastasıyım
Evli ve anne.
Ankara Büyükşehir Belediyesi/Sosyal Hizmetler/Kütüphane
Laborant ve Veteriner Sağlık. Işletme. Halkla Ilişkiler....Hep öğrenci
Geçen gün banyo günüydü. Gardiyanlar tutukluları gruplar
halinde avluya götürdü, giysilerini çıkarmalarını söylediler ve
hortumla yıkadılar onları.
Pis pis kahkahalar atarak, ısrarla
onun beyaz bedenine sıktılar suyu. Beyazlığına güldüklerini
anlayınca, rezilce bir aşağılık duygusuna kapıldı. Çıplaklık utanç
vericiydi.
Nitekim cılızlıktan kaburga kemikleri görünen çıplak
bedeni başka insanlara gösterilecek nitelikte değildi. Göstermek
isteyeceği bir tek yeri bile yoktu. Gardiyanlardan biri, kasten
makatına sıkıyordu suyu; müstehcen dürtüler içinde olduğuna
şüphe yoktu. Güya meşru bir gerekçesi vardı, orasının bedenin en
kirli yeri olduğunu söylüyor (daha doğrusu sen gardiyanın söy-
lediklerini bu şekilde yorumlamıştın) ve sıkıyordu suyu!
Tazyikli suyun o dayanılmaz gücü. İnsanın canını biraz acıtıyordu,
ama zevkli de bir şeydi.
Hatta burada kaldığı süre içinde en çok zevk aldığı şey buydu.
İnsanın yıkanması hoş bir şeydi.
Kapının yanındaki kulübede bir sister* oturur ve kötü kimselerin içeri girip girmediğini gözlerdi.
Kızlar misafirhaneye dönünce o sister'a uğrayıp kendileri yokken bir erkeğin gelip
mektup, çiçek ya da çikolata bırakıp bırakmadığını sorarlardı
*Japoncaya Ingilizceden giren bu sözcük Katolik manastırlarındaki rahibelere verilen addır. Birinci anlamı kız kardeştir.