Bu kitabı okurken sadece bir hikâye okumadım.
Kendi hayatımdan, dokunduğum çocuklardan parçalar gördüm.
Özel eğitim alanında çalışmış biri olarak Melody’yi okudukça,
konuşamayan ama “orada” olan çocuklarım geldi aklıma.
Melody şanslıydı.
Çünkü içindeki sesi dünyaya ulaştırabildi.
Ama her çocuk Melody kadar şanslı değil.
Bunu bilmek içimi acıttı.
Yine de şunu fark ettim:
Sevilmek için kelimelere her zaman ihtiyaç yoktu.
Ben o çocuklarımı çok sevdim.
Ve onların da beni sevdiklerini hissettim.
Bunu bana söylemediler, söyleyemezlerdi belki…
Ama bakışlarında, sakinleşmelerinde,
yanımda kalmak istemelerinde bunu anladım.
Bu kitap bana şunu öğretti:
İletişim sadece konuşmak değildir.
Bazen bir dokunuş, bazen bir bekleyiş,
bazen aynı sessizliği paylaşmak
kelimelerden daha güçlüdür.
Okurken ağladım.
Çünkü içlerinden neler geçtiğini hâlâ tam olarak bilemiyorum.
Ama artık şunu biliyorum:
Her şeyi bilmek zorunda değilim.
Sevmek için, görülmek için,
anlaşılmak için kelimeler şart değil.