WALTER

Kişilik çatışması
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
Kitabımızın iki baskın karakteri vardır: Arkadi ve Bazarov. Bu iki karakter öyle işlenmiştir ki sanki insanın hayattaki iniş çıkışları gibidirler. Hikayenin başında Arkadi bir nihilist olarak yansıtılır. Fakat ileride işler değişmeye başlar. Arkadi'nin rol modeli bir nihilist yani Bazarov'dur. Ama kendisine baktığımızda hiç de nihilist değildir. Bazı satırlarda Arkadi'nin amcasına ve babasına Bazarov'a karşı hak vermesinden bunu rahatça görebiliriz. Arkadi nihilizme hayrandır. Karakteri ise daha çok romantiktir. Bu durum büyük bir kişilik çatışmasını doğurur. Arkadi olmak istediği kişi gibi davranacak yoksa hissettiği kişi gibi mi? Kitabın birçok bölümünde rahatça bu çatışmayı görürüz. Arkadi kimi zaman sert bir şekilde Bazarov'u destekler kimi zaman ise gelenekselin yanında durur. Bazarov ise hikayemizin sonuna kadar neredeyse karakterinden hiç ödün vermez. Katı bir nihilist gibi davranır. Duyguları saçma bulur. Akımlar onun için anlamsız. Sanatı ise bayağı bulur. Hayat onun için saçma bir yolculuktan ibarettir. Yine de hiç istemediği bir şekilde duygularının kurbanı olmaktan kurtulamaz. Duygularına karşı yenilgi üstüne yenilgi alır. Artık son ana yaklaştığını hissettiğinde ise belki de ömrü boyunca inkar ettiği ve görmezden gelmeye çalıştığı duygularının esiri olur. Hayatı boyunca savunduğu görüşlere bu kadar zıt bir davranış ise ister istemez okuyucuda büyük bir soru işareti bırakır. Bir insan gerçekten nihilist olabilir mi?
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
Reklam
Yaşanmamış Bir Hayat
7/10
·140 syf.··
2025 21. kitabı
Yeraltından Notlar'ı aslında bu kadar benimsememizin sebebi hayatımızın içinden bir konuyu edebi bir dille anlatıyor olması. Burada tabii ki ana karakterimizden bahsetmiyorum. Yaşanılan durumdan bahsediyorum. Belki de hepimizin olmaktan korktuğu kişiyi simgeliyor bu durum: "yaşanmamış bir hayatı". Biyolojik bir yaşam değil bu aslında. Yoksa nefes alıp vermeye yaşamak diyorsak pek de farkımız yok diğer milyarlarca canlıdan. Bizi biz yapan arzularımız, potansiyelimiz, hayallerimiz... Bunların hiçbirinin gerçeklikle buluşmadığı bir yaşam nasıl olurdu? Bunu çok güzel aktarmış yazarımız. İnsan her duruma alışabilir elbet fakat diğer insanların da aynı durumda olduğunu düşünürse alışabilir. Bu yüzden hayallerini gerçekleştirmeye cesaret edemeyen insan diğer herkes de edemesin ister. Sürekli dibe çekmeye çalışır. Kendi yapamadığını kimse yapamasın ister. Oysa kaçırdığı büyük bir şey vardır. İnsan başardığında yaşamış olmuyor. Denediğinde, cesaret ettiğinde yaşamış oluyor. Doğru ya yaşamak cesaret ister. O cesarete sahip olmayanlarsa yeraltından notlar yazar. Tabii birazcık şanlıysa...
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
7/10
·208 syf.··
2025 20. kitabı
Ana karakterimiz klasik bir Rus klasiği olan Oblomovluk yapmaktadır. Hayatı fiziksel olarak yaşamak yerine kendi zihninde kurduğu hayaller içinde yaşamaktadır. Bir nevi çocuktur diyebiliriz. Sonuçta çocuklar da gerçekliğin içinde yaşamak yerine çoğu zaman hayal dünyalarını tercih ederler. Fakat bir çocuk ile ana karakterimiz arasında önemli bir fark vardır. Çocuk hayal dünyasında yaşamakta mutludur. Ana karakterimiz ise tam tersi ömrünü hayalleriyle heba ettiğini düşünüp olabildiğince mutsuzdur. Bu fark çocuğun gerçekten gerçekliğin farkında olmamasındadır. Karakterimiz ise gerçekliği iliklerine kadar hissetmektedir. Bu ikilem karakteri sürekli arada kalmışlığa ve en sonunda pasif bir bekleyişe sürüklemektedir. Daha kötüsü ise ilacı etrafında aramasındadır. Bu belki de kendine yapacağı en büyük kötülüktür. Çözümü dışarıda arayıp beklentiye girmek hikayenin ana teması olan hayal kırıklığıdır. Yan karakterimiz ise bambaşka bir durumdadır. Sevgisini fiziksel ve psikolojik boşlukları üzerine kurmuştur. Bu da onun hastalıklı bir sevgi oluşturmasına neden olmuştur. İlk akla gelen soru ise neden bu hastalığı ana karakterimizde bulamaz olur. Aslında sorunun cevabı basittir. Sorun duyduğunu sandığı sevgidedir. Oysa bu sevgi sağlıklı bir ortamda oluşmamıştır ve sağlıklı bir ilişkinin temeli olmayacaktır. Belki hepimiz ana karakterimize kitabın sonunda üzülmüşüzdür. Aslında tam tersi sevinmeliyiz. Hastalıklı bir sevginin esiri olmaktansa sağlıklı bir yalnızlığa mahkum olmuştur. Onun ilacı dışarıda değil kendisindedir. Umalım ki bir gün bunu bulur.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
İvan İlyiç ölmüş... Bu cümle sizde ne uyandırıyor? Eğer İvan İlyiç'in iş arkadaşı iseniz belki onun yerine geçmeyi düşünebilirsiniz. Belki de İvan İlyiç'in düşmanısınız ve bu cümle sizde mutluluk uyandırıyor ya da karısısınız ve geçim kaygısı yüzünden korkuyorsunuz. Peki ya asıl anlamı kimin için ifade ediyor. Maalesef bu cümleyi asla okuyamayacak olan İvan İlyiç için. Ölüm insanlığın varoluşsal yalnızlığını ortaya çıkaran en büyük olay olmalı. Sonuçta hayatımız boyunca ailemiz, arkadaşlarımız ve sevgilimiz tarafından sevildiğimizi düşünürüz. Sanki biz ölsek onlar hiçbir şey yapamaz gibi hayal ederiz. Oysa ölüm öyle bir gerçektir ki insan bu uçsuz bucaksız evrendeki yalnızlığını iliklerine kadar hisseder. Kimse ona yardım edemez veya kimse onunla gelemez. En yakın dostumuz dahi bizi en fazla toprağa kadar geçirir. Ölümün diğer kötü bir tarafı ise yalanlarla gelmesidir. Öleceğimizden neredeyse emin olan insanlar yüzümüze baka baka iyi olacaksın derler ve bundan asla pişman olmazlar. Oysa yalan neyi değiştirir? Her birimiz günlük hayatımızda yalnızlığı ertelemek için türlü yöntemler buluruz. Çoğu zaman ölümü hatırlamak bile istemeyiz. Unutmamalı ki yalnızlığa mahkum olan insanoğlu etrafı ne kadar kalabalık olursa olsun bu doğasından kaçamaz. Doğum ve ölüm kalabalıkların içindeki yalnızlığımızı anlamak için bize en iyi örnekleri sunar. Bazen erteleyip kaçmak yerine erkenden yüzleşmek insanın acısını hafifletir. Yani umarım öyledir...
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
7/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Felsefe kitaplarından kazanacağımız edinimin kişisel gelişim kitaplarına kıyasla çok daha gerçekçi ve işlevsel olduğunu Schopenhauer güzel bir şekilde göstermiş bu eserinde. Kitap genel anlamda Schopenhauer'un kendi kişisel yaşamından edindiği öznel görüşlerden oluşsa da bir sohbet havasıyla yazılmış olması ve hayattaki pratik bazı sorulara derin yanıtlar vermesiyle okuması hayli keyifli bir eser. Schopenhauer'un kendi dönemine ve kişisel yaşantısına dayanan görüşleri olduğu için bazı bölümlerde cinsiyetçilik gibi şu anki zamanda garip karşıladığımız düşüncelerle karşılaşmaktayız fakat unutmamak gerekir ki kitaplar yazıldığı çağın göstergesidir. Bu açıdan yazarı cinsiyetçilikle suçlamak doğru olmaz. Eserin en etkileyici bölümleri genel anlamda yaşlanmayla ve can sıkıntısıyla alakalı kısımları oldu. Bu biraz da yazıların yazarın yaşlılık döneminde yazılmış olması olabilir. Yazar sürekli yaşlılığa karşı savaş açıp ondan korkmantansa yaşlılığa da hayatın bir bölümü olarak kabul edip bize kattığı edinimlerden yararlanmayı öğütlüyor. Mutluluğa karşı bakış açısını ise acıdan kaçmak şeklinde daha materyalist bir bakış açısı ile sunuyor. Mutluluğun aslında bir ilüzyondan ibaret olduğunu asıl amacın her zaman acıdan kaçmak olduğunu bize birçok kez öğütlüyor. Hayata karşı biraz farklı bir perspektiften bakmak için özellikle gençlik yaşlarında okunmasında büyük yararın olabileceğini düşündüğüm akıcı bir kitap. Yaşlılık eğer Schopenhaur'un betimlediği gibi olacaksa yaşlanmak için sabırsızlanmamak elde değil.
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Reklam