Ben ne okudum öyle dedirten bir kitap oldu. Kitabı ilk çıktığı zaman hemen almıştım bir İskender Pala hayranı olarak ama nedense bir türlü okuyamamıştım ta ki öğretmen akademimiz bu ay bu kitabı okumak için belirleyene kadar. Polisiye olmasını, olaylar örgüsünün şahaneliğini geçeceğim. hangi olay hangi olayla ilintili onu da ama bölümlerden önce kullanılan epigrafları geçemeyeceğim . muhteşemlerdi. Bir de bu alt metinler harici asıl beni sarsan olayları.
Ortadoğu gerçeği pek çarpıcı verilmişti. tam zamanında okudum bence . Şu an yaşanan olaylar, haberlerde gündemde olan ülkelerin istihbarat teşkilatlarının durumu vs. Sümerceye olan ilgim arttı bir dilbilimci olarak. İskender Pala nezdinde polisiye yazarlarını bir de bu polisiyeyi tarihi gerçeklerle iç içe geçiren yazarları ayakta alkışlıyor ve şapka çıkarıyorum.
Yazar bir kaç konuşmasında da denk geldiğim Bağdat hassasiyetini bu kitapta görünce daha da pekiştirdim. Yazarın uslubunun öğretici yanını seviyorum. Mesela bir kelime be terimi öksüz bırakmıyor okuyucunun araştırmasına fırsat vermeden bağlamda hemen açıklıyor sıkıcı olmadan ve tanımsal olmadan.
Metinlerarasılık olarak da çok güzel metinlere gönderim yapmış olması beni benden aldı okurken. Selim karakteri neden müzmin bekar olarak kaldı ki. Aslında pek hoş bir akademisyen olarak çizilmişti. ben burada yazarı da görmemiş değilim. Sanki yazar Selim karakterinde kendini de çizmiş gibi.
Mezopotomya'ya ilgim ve merakım kat kat arttı. Elimde bu kitap gezeceğim ömrüm vaki ederse. çok detay öğrendim sayesinde. Olay akışından daha çok Ortadoğu ve savaşların iç yüzünü, diğer devletlerin ne mal olduğunu öylesine güzel işlemiş ve bize öylesine güzel ders vermiş ki kitap, keşke, keşke herkes okusa.
Bir aya yaydım sindire sindire okudum. Bir