Eskiden ölülerini gömmeyip, bir kulenin tepesine, açığa bırakan kavimler yaşardı bu topraklarda. Topluluğun rahipleri kuleye gizlenip, yırtıcı kuşların ölüleri nerden yemeğe başladığını izlerdi.
Akbabaların ölüleri yediği kulenin adı: "Sessizlik Kulesi."
Türkiye'yi koca bir "Sessizlik Kulesi" yaptık en sonunda ...
Ölülerimizi zalimler yesin diye inşa ettiğimiz bir kule artık ülkemiz.
Saklanıp bir şeylerin arkasına, dilsiz rahipler gibi bakıyoruz ölülerimize.
Bazı fikirlerin belli uzantıları bizlerde, gözlerimizin ve kaşlarımızın çevresinde, kimi izler bırakır; yüreğimizin bir yerinde, bu belli belirsiz izleri güçlendiren bir bilinç vardır -ve- onları bir sözlüğe başvurmaksızın görür, heceler ve okuruz.