HK

HK
@__hk__
Gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim...
O denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım..
Sayfa 44 - Parantez Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
...zihnim eşsiz zerafetinin sonsuz yalnızlığında gezinirken yalnız bırak beni; bir süre için, açık gözlerle seni düşleyip açlığını çekmek istiyorum.
Sayfa 39 - Parantez Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Hassasiyet gerektiren önemli bir sorunla karşı karşıyaydım. Sorunu ışıkları söndürüp yatağa girerek hallettim.
Sayfa 9 - Parantez Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
"Okurken Uyanık Kalmak" adlı makalesinden...
Okumayı seven insan az değil. Çoğunluk değil ama, tutarlı, sağlam bir azınlık. Ve okurlar aldıkları hazzın sadece eğlendirilmekten farkını biliyorlar. İzlemek tümüyle edilgenken okumak daima bir eylemdir. Açma düğmesine bastınız mı televizyon başlar ve devam eder, eder, eder… Oturup bakmaktan başka bir şey yapmanız gerekmez. Oysa bir kitaba dikkat vermek gerekir. Kitabı hayata okur getirir. Diğer tümünün aksine kitap sessizdir. Kitap kişiyi fon müziğiyle uyutmaz, banda alınmış kahkaha sesleriyle kulak zorlamaz ya da odanızı silah sesleriyle doldurmaz. Hepsini sadece kafanızın içerisinde duyabilirsiniz okurken. Aklınızı vermezseniz aklınızı, yüreğinizi vermezseniz yüreğinizi etkilemez kitap. Kitap, sizin yerinize bir şey yapmaz. İyi bir romanı okumak, romanı izlemek, romanı yaşamak, romanı duyumsamak, romanın kendisi olmak, kısacası romanı yazmak dışında ne varsa yapmaktır. Okumak bir işbirliği, bir katılımdır. Herkesin becerememesine şaşmamak lazım yani. Zevk için okuyanların pek çoğu, kendilerinden bir şey kattıkları için içlerinde kitaplara karşı derin, ihtiraslı bir bağ hissederler. Kitap kalıcıdır, oradadır, güvenilirdir. Bir kitap size on beş yaşınızdayken söylediği şeyi elli yaşınızdayken de söyler, ama söylediği o zaman o kadar farklı gelir ki, size yepyeni bir kitap okuyormuşsunuz gibi gelir. Kitabın uzun ömürlülüğü, zeki bir tür olarak devamlılığımızın önemli bir parçasıdır. Kitapların imha edilmesinin barbarlığın son noktası addedilmesi bu yüzdendir.
Versus Kitap Yayınları
Televizyon
Bir trombosit anısı
Üniversiteye ilk geldiğim sene, derslerim çok kötü idi. Avarelik çağımdı. Nereden buldum bilmiyorum, Ege Üniversitesi Hastanesindeki lösemili çocuklar için yardım kampanyasına dahil oldum. Bir zaman sonra o çocukların "trombosit" denen bir maddeye ihtiyaçları olduğunu ve bunun kandan sağlandığını öğrendim. Ben de bağış için gittim. İhtiyaç sahibi çocuk 7 yaşında Baver isimli çocuk idi. Ailenin büyük oğlu aynı hastalıktan(lösemi) hayatını kaybetmişti. Aile perperişan hastane koridorlarında, bahçede, orada burada kalıyordu. Baver'in ise durumu kritikmiş, acil trombosit gerekiyormuş. Babayı buldum koşa koşa geldi sarıldı bana."Allah razı olsun beyefendi" dedi. Koskoca adam belki 50 yaşın üstünde, 20 yaşındaki birine nasıl beyefendi der ki? Burada şunu sezdim; aile yoksul ve müşkül durumda idi ve o an her yardıma gelen kişi, onlar için umut demekti. Bu umudu yere göğe sığdıramıyordu baba. Neyse bağış yaptım. Çıktıktan sonra baba geldi sarıldı, gözleri ağlar vaziyette. Sanki kendi oğluymuşum gibi sırtımı sıvazladı, tekrar sarıldı. Dualar etti sürekli. Kaç gündür kimsenin gelmediğini çok zor durumda olduklarını söyledi. Hastaneden çıktık beraber elime 20 lira tutuşturdu." Ne olursun al. Öğrencisin, kalkıp buraya geldin, masraf ettin. Bi yemek yersin hiç yoktan. Kusura bakma bu kadar verebiliyom" dedi. Almadım olmaz dedim ama diretti, almak durumunda kaldım.Kendisini borçlu ve mahçup hissetmesini istemedim. Sarıldık vedalaştık sonra ayrıldım. Otobüse binip gittim. Bu anımı paylaşmaktaki amacım aslında toplumun lösemili çocuklar hakkında yeterince bilinçli olmamasındandır. Kendimi yüceltmek veya ego tatmini yaşamak gibi bir derdim asla olmadı. Sadece örnek üzerinden gitmek istedim. Pek çoğumuz trombosit ve grönülosit kavaramlarını bilmiyoruz. Bunlar ne işe yarar bilmiyoruz. O