... O Tahire idi, temiz ve pak idi. Allah da ona tahir, pak temiz bir eş nasip etmişti. Bunun için Hatice gibi hanımlarla evlenmek isteyenler ya da Muhammed gibi onun yüce ahlakından nasiplenmiş bir erkek ile evlenmek isteyenler 'tahir' ve 'tahire' olmak zorundadırlar.
Tahir olmayanın tahire, tahire olmayanın ise tahir istemeye hakkı yoktur. Çünkü Allah (cc) kötüyü kötüye, temizi ise temiz olana layık görecektir.
Şu soruyu nefsimize soralım: "Neden 17-18 yaşlarında iman eden Sa'd b. Ebî Vakkas ve on yaşındaki kardeşi Ümeyr gibi, iman yolunda sabit kadem olamıyor; aynı dine aynı Peygamber'e, aynı kitaba bağlı olmamıza rağmen aynı meyveleri yeşertemiyor, amel adına onların ortaya koyduklarının az bir kısmını dahi gerçekleştiremiyoruz? Nasıl bir noksanlığımız var? Acaba imanlarımızda — Allah muhafaza— bir eksiklik mi var?" Ne var bilemiyorum ama bir şeyler olduğu muhakkak. Bir şeyler varsa tedaviye ihtiyaç vardır demektir, bir şeyler varsa yenilenmeye ihtiyaç vardır. Yani tecdid-i imana/imanlarımızım yenilenmesine ihtiyaç vardır... ....Tecdid-i iman, bizlerin aynası olan sahâbe nesline bakıp, onların durdukları yeri öğrenip, onlar gibi olmaya çalışmak ile mümkündür. İşte bizim yapmaya çalıştığımız budur. Rabbim imanlarımızı yenilemeyi bizlere nasip eylesin. İmanlarımızı Sa'd b. Ebî Vakkas gibi, kardeşi Ümeyr gibi kavi/güçlü eylesin, hakkın hatırını alî bilecek ve hiçbir hatıra onu feda etmeyecek bir imanı bizlere nasip etsin. (Amin)