“Konuşmuyor oluşu, sessizliği, bu saf görünümü öyle olduğu için değildi. Nefret ediyordu kendisinden ve insanlardan. Konuşup bu nefreti kusmaktan korkuyordu. Hepsi bu…”
“Öfke, insanın dilindeki asma kilidi kırıyor nihayetinde. Sakladığımız bütün kötü cümleler saçılıyor etrafa bir anda. İnsan öfkeyle neler söylüyor, neler düşlüyor.”
Şermin Yaşar’ın Deli Tarla kitabıyla geldim bugün. Bu kitabı okuyalı aslında uzun zaman olmuştu ama paylaşmak bugün nasipmiş.
Yine harika bir öykü kitabı. İçerisinde 16 farklı öykü var. Ayrıca 2021 yılında 67. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmış bir kitap.
Tüm öyküleri severek okudum. Ama hızlıca hatırlamak gerekirse “Deli Tarla” ve “Adieu Hala” özellikle çok yüreğime dokundu; insanın içini acıtan türden hikâyelerdi. Diğer öyküler ise daha çok komedi ağırlıklıydı. Özellikle “Marş Marş” ve “Cebimdeki Osman” bölümlerine çok güldüm.
Şermin Yaşar ‘ne yazsa okurum’ dediğim yazarlardan ve gerçekten herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum, özellikle öykülerini. Yoğun ve yorgun zamanlarda bile insanı toparlıyor.Eline emeğine sağlık.
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,6bin okunma
Aziz Nesin’in Zübük kitabını gerçekten çok severek okumuştum.
Türü hiciv roman olarak geçiyor ama bence çok büyük bir ustalıkla yazılmış sosyopolitik bir ironi. Okurken bir yandan gülümsüyor, bir yandan da anlatılanların ne kadar tanıdık geldiğini fark edip bunun aslında ne kadar ciddi bir mesele olduğunu düşünüyorsunuz.
Kitap sadece siyasetçileri eleştirmiyor. Onları var eden düzeni ve o düzeni besleyen toplumsal yapıyı da çok güçlü bir şekilde sorguluyor. Belki de bu yüzden okurken sadece anlatılanlara değil, kendimize de dönüp bakmamız gerekiyor.
Ben siyaset dünyasına hep mesafeli yaklaşmışımdır. Gücü elde edene kadar halktan yana görünen, o yere ulaştıktan sonra ise kendi düzenine çekilen anlayış maalesef çok tanıdık. Aziz Nesin bunu öyle yerinde ve zekice anlatıyor ki, kitap yıllar önce yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ aynı gerçekliği taşıyor.
Kitabı tekrar elime alıp altını çizdiğim yerlere bakmak istedim ve fark ettim ki neredeyse hiçbir yerin altını çizmemişim. Sanırım bazı kitaplar insanı öyle içine çekiyor ki sadece akışına kapılıp gidiyorsunuz. Zübük de benim için tam olarak öyle bir kitaptı.
Yine de çizdiğim tek bir alıntı vardı. Dönüp tekrar okuyunca insanı adeta tokatlayan türden.
Hayranlıkla okuduğum, düşündüren ve kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.