Emineee

Emineee
@_akyzemine_
Dağlara, dünya seni görsün diye değil, sen dünyayı gör diye tırman.
8/10
·170 syf.·
2026 1. kitabı
Belkıs Sami Boyar, Türk edebiyatında adı uzun süre geri planda kalmış kadın yazarlardandır. Aşkımı Öldürdüm, 1926 yılında tefrika hâlinde yayımlanmış, ancak kitap olarak ancak yıllar sonra gün yüzüne çıkmıştır. Eser, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal dönüşümü, özellikle de kadınların yaşadığı iç çatışmaları yansıtan önemli bir metindir. Bu kitabı okurken bir aşk hikâyesinden çok, bir kadının iç dünyasına tanıklık ettiğimi hissettim. Aşkımı Öldürdüm, aşkı romantize eden bir anlatıdan ziyade, bir kadının mutsuz bir evlilik ve toplum baskısı içinde yaşadığı içsel çatışmaları merkeze alıyor. Ferhunde karakteri, bastırılmış duyguları, kararsızlıkları ve sorgulamalarıyla oldukça gerçekçi. Ferit ise onun hayatında bir umut gibi belirse de, zamanla bu ilişkinin de bir kurtuluş olmadığını görüyoruz. Roman, “mutlu olmak mı doğru olmak mı?” sorusunu sürekli okurun önüne koyuyor . Dil açısından çok sade olduğunu söyleyemem. Dönemin ruhunu taşıyan, yer yer ağırlaşan ve dikkat isteyen bir anlatımı var. Özellikle iç konuşmalar yoğun ve uzun cümlelerle ilerliyor. Bu da kitabı hızlı okunan bir metinden çok, sindirilerek okunması gereken bir eser hâline getiriyor. Kadın psikolojisini merkeze alması, dönemi için cesur sayılabilecek sorgulamaları ve unutulmuş bir kadın yazarın sesi olması açısından değerli bir kitap. Aşkı yücelten değil, sorgulatan bir roman arayanlar için anlamlı bir okuma.
Aşkımı ÖldürdümBelkıs Sami Boyar · Koç Üniversitesi Yayınları · 201733 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·88 syf.·
2025 8. kitabı
Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesini okurken hissettiğim şey, bir karakteri tanımaktan çok bir zihnin içine hapsolmak oldu. Aziz Bey, klasik anlamda “kötü” ya da “acımasız” bir karakter değil; ama tam da bu yüzden rahatsız edici. Çünkü onun asıl meselesi başkalarına zarar vermek değil, kendisiyle yüzleşememesi. Roman boyunca Aziz Bey’in geçmişi, anıları ve bugünkü hâli iç içe geçerken, zaman çizgisi de bilinçli olarak kırılıyor. Bu parçalı anlatım, bana şunu hissettirdi: İnsan bazen geçmişini hatırlamaz, içinde taşır. Aziz Bey de böyle biri. Yaşadıklarını çözümleyemiyor, adlandıramıyor; sadece tekrar tekrar yaşıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey, Ayfer Tunç’un karakterine mesafe koymadan ama onu aklamadan yazabilmesi oldu. Aziz Bey’i savunmuyor, ama yargılamıyor da. Okur olarak ben bu boşlukta kaldım: Kimi zaman ona kızdım, kimi zaman acıdım, kimi zaman da kendimle ilgili rahatsız edici benzerlikler yakaladım. Belki de romanın asıl gücü burada: Aziz Bey, “başkası” olarak kalmıyor. Aziz Bey Hadisesi bir olay romanı değil; bir çözülme romanı. Büyük dramatik anlardan çok, küçük iç kırılmalarla ilerliyor. Bu yüzden hızlı okunacak bir kitap değil. Dikkat ve sabır istiyor ama karşılığında okuru, insan ruhunun karanlık ama çok tanıdık bir yerine götürüyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu duygu kaldı: Bazı insanlar kötü oldukları için değil, kendileriyle yüzleşemedikleri için başkalarının hayatında derin izler bırakırlar. Aziz Bey de tam olarak böyle biri. Bu roman bana şunu düşündürdü: İnsan bazen en büyük tahribatı, hiçbir şey yapmayarak yaratır.
1000 Kitap
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
10/10
·120 syf.·
2023 3. kitabı
Makbule Aras Eyvazi’nin Başa Dönemeyiz adlı romanı, İran edebiyatının en güçlü ve sarsıcı kadın figürlerinden biri olan Furuğ Ferruhzad’ın hayatını merkezine alırken, klasik bir biyografi anlatısının sınırlarını bilinçli olarak aşar. Yazar, Furuğ’un yaşamını doğrudan onun ağzından değil, hayatına temas etmiş dört erkeğin bakış açısından kurgulayarak okuru çok katmanlı bir anlatıyla baş başa bırakır. Bu anlatım tercihi, romanın temel sorusunu da açığa çıkarır: Bir kadın, başkalarının gözünde kimdir ve kendi sesi nerede başlar? Eyvazi, Furuğ’u anlatırken onu idealize eden ya da yargılayan bir dil kurmaz; aksine, erkek bakışlarının gölgesinde kalan bir kadın kimliğinin nasıl şekillendiğini, nasıl parçalandığını ve yeniden kurulduğunu gösterir. Romanın en güçlü yönlerinden biri, kurmaca ile belgesel arasındaki hassas dengeyi korumasıdır. Tarihsel gerçekler metnin omurgasını oluştururken, yazarın edebi sezgisi bu gerçekleri duygusal bir derinlikle besler. Böylece Başa Dönemeyiz, yalnızca Furuğ Ferruhzad’ın yaşamına değil, aynı zamanda ataerkil toplumda kadın olmanın evrensel deneyimine dair bir anlatıya dönüşür. Eyvazi’nin dili sade, fakat yoğun bir duygusal yük taşır. Metin yüksek tempolu bir olay örgüsünden ziyade, içsel çatışmalar, suskunluklar ve bakışlar üzerinden ilerler. Bu nedenle roman, hızlı bir okuma vaat etmez; okurdan sabır ve dikkat ister. Ancak bu yavaşlık, metnin ruhuyla uyumludur: Çünkü anlatılan hayat da aceleyle yaşanmış ama bedeli ağır ödenmiş bir hayattır. Sonuç olarak Başa Dönemeyiz, bir şairin biyografisinden çok daha fazlasıdır. Roman, kadın kimliği, özgürlük, aşk ve bedel kavramlarını sorgulayan güçlü bir edebi metin olarak okunmalıdır. Eyvazi, okura “başa dönmenin” mümkün olmadığını hatırlatırken, geçmişle yüzleşmenin ve onu anlamlandırmanın
1000 Kitap
Başa DönemeyizMakbule Aras Eyvazi · Yapı Kredi Yayınları · 2022361 okunma
Puan vermedi
Okurken sizi içine çeken, kendi hayatınızı, düşüncelerinizi sorgulatan bir kitap. Yazar karakterlerin düşünce ve duygularını öyle yoğun tasvir etmiş ki bazen yoğunluğun altında ezilebiliyorsunuz. Ümitsizlik, değer bilmeme, kendi yaşamına yön verememe konuları yazar tarafından ustalıkla işlenmiş ve her satırı okuduktan sonra kendi bilinçaltınızdaki ümitsizliğiniz gün yüzüne çıkıyor. Olayların sürükleyiciliği sizi adeta transa sokuyor ve siz transa girdiğinizi bile fark etmiyorsunuz. Olaylar, trans haliniz ise keskin bir şekilde sona eriyor ama bir şeyleri sorgulamaya devam ediyorsunuz. Kitabın mottosu ise "Amor fati. Yazgını sev" Ümitsizliği yenmek için "böyle oldu" demek yerine "böyle istedim" diyerek yazgınızı kabullenmeniz tavsiye ediliyor. Edebi ve psikolojik anlamda sizi doyuma ulaştıracak güzel bir kitap. Kitaplığıma eklenen bu kitap için Kitap Şuuru'na teşekkür ederim, yeni kitaplarla tanıştırıp ve okumaya yön verdiği için..
1000k
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·115 syf.·
2019 9. kitabı
Eser, annesini kaybeden bir erkek çocuğunun babası ile yaşadığı uzun, dokunaklı ve karmakarışık bir macerayı dile getirmekte. Kitap, Ali ve Münirenin oğullarının dilinden anlatılmış. Ali ve Münire birbirlerini çok seviyor fakat munirenin ailesi bu aşkı onaylamıyor.ve bunun uzerine kaçıyorlar. kendilerine uzaklarda mutlu bir yuva kuruyorlar. fakat Münirenin vefatıyla Ali ve oglunun hayat mucadeleri baş gosteriyor. Birlikte hayata tutunmaya çalışıyorlar lakin bir türlü dikiş tutturamıyorlar.Alinin hapse girmesiyle kader oğlunu babasının yürüdüğü yolun başına getirip bırakıyor.Tek başına ordan oraya savrularak mucadeleler veriyor. Kitap üzüntü ve sevinç ile adeta sizi içine alıyor. Bu kitabı yıllar önce okumuştum. Ve içimde bi yerlerde hala etkisi devam ediyordu. İkinci kez okumamı sağlayan Kitap Şuuru'na teşekkür ederim.
1000k
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma