Belkıs Sami Boyar, Türk edebiyatında adı uzun süre geri planda kalmış kadın yazarlardandır. Aşkımı Öldürdüm, 1926 yılında tefrika hâlinde yayımlanmış, ancak kitap olarak ancak yıllar sonra gün yüzüne çıkmıştır. Eser, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal dönüşümü, özellikle de kadınların yaşadığı iç çatışmaları yansıtan önemli bir metindir.
Bu kitabı okurken bir aşk hikâyesinden çok, bir kadının iç dünyasına tanıklık ettiğimi hissettim. Aşkımı Öldürdüm, aşkı romantize eden bir anlatıdan ziyade, bir kadının mutsuz bir evlilik ve toplum baskısı içinde yaşadığı içsel çatışmaları merkeze alıyor. Ferhunde karakteri, bastırılmış duyguları, kararsızlıkları ve sorgulamalarıyla oldukça gerçekçi. Ferit ise onun hayatında bir umut gibi belirse de, zamanla bu ilişkinin de bir kurtuluş olmadığını görüyoruz. Roman, “mutlu olmak mı doğru olmak mı?” sorusunu sürekli okurun önüne koyuyor
.
Dil açısından çok sade olduğunu söyleyemem. Dönemin ruhunu taşıyan, yer yer ağırlaşan ve dikkat isteyen bir anlatımı var. Özellikle iç konuşmalar yoğun ve uzun cümlelerle ilerliyor. Bu da kitabı hızlı okunan bir metinden çok, sindirilerek okunması gereken bir eser hâline getiriyor.
Kadın psikolojisini merkeze alması, dönemi için cesur sayılabilecek sorgulamaları ve unutulmuş bir kadın yazarın sesi olması açısından değerli bir kitap. Aşkı yücelten değil, sorgulatan bir roman arayanlar için anlamlı bir okuma.