Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
18 Ocak 1871’de kurulmuş olan Alman İmparatorluğu, İngiliz çıkarlarını tehdit eden başlıca güç olarak birkaç onyılda Rusya’­nın yerini almıştı. Bunun nedenlerinden biri İngiltere’nin sanayide kısmen gerilemiş olmasıydı. İngiltere 19. yüzyılın ortasında dünya kömürünün üçte ikisini, demirinin yarısını ve çeliğinin % 70’ten fazlasını üretiyordu; dünyada ticareti yapılan mamul malların % 40’ından fazlası Britanya adalarında üretiliyordu. Bu dönemde dünya sanayi üretiminin yarısını İngilizler gerçekleştiriyordu. 1870’te bu rakam % 32’ye ve 1920’de % 15’e düşmüştü. Kimyasal maddeler ve makine sanayii gibi yeni ve daha önemli sanayi dallarında Almanya liderliği ele geçirmişti. 1914’te toplam uluslararası yatırımların %41’ini elinde tutan İngiltere’nin bu üstünlüğü bile inişe geçmişti. Etkin Londra dergisi The Economist'm editörü Walter Bagehot, Almanya yüzünden Rus yayılmacılığından korkmaya artık gerek kalmadığı sonucuna varıyordu: “...Rusya’nın Avrupa’nın korkmasını gerektirecek kadar büyük bir güç olduğuna ilişkin eski fikir... Almanya-öncesi döneme aittir.” Rusya’nın Japonya tarafından büyük bir yenilgiye uğratılması (1904-5), ardından 1905’te St. Petersburg ve diğer kentlerdeki ayaklanmalar, Çar’ın ordularının artık kaygı duyulacak kadar güçlü olmadığını gösteriyordu.
Sayfa 32 - Epsilon Yayınları
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kişi olmak, diğer şeylerin yanısıra, bir başkasını mümkün olan en iyi şekilde anlayabilmek, bir an için başkasının kalıbında yaşayabilmektir. Olgun bir kişi olmanın güvenilir alametlerinden biri de budur.
Sayfa 163 - Klasik Yayınları
Siyaset & Politika
Bugünkü Ortadoğu’yu ortaya çıkarmada en önemli rolü oynayan kişi, -kimi zaman istemeyerek de olsa- Winston Churchill’dir. Churchill, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Müslüman Asya’ya özel bir ilgi duymayan ve yükselmekle birlikte güvenilmeyen genç bir İngiliz politikacısıydı. Churchill ile Ortadoğu’yu birbirlerinin politik yaşamlarına sürekli müdahaleye zorlayan, garip bir yazgıdır. Bu yazgı bölgeye izlerini bırakmıştır; bu çatışmalardan kalan yara izleri bugün Ortadoğu’nun üzerindeki sınır çizgileridir.
Sayfa 27 - Epsilon Yayınları
Tarih
Söz konusu dönemde Ortadoğu’daki faaliyetlerini anlatan Rus ve Fransız resmi açıklamaları hiç kuşkusuz propaganda niteliğindedir. İngiliz resmi açıklamaları ve hatta gelişmelerin içinde yer alan yetkililerin anıları bile gerçekleri yansıtmaktan uzaktır. Kararların alınmasında önemli rolü olan İngiliz yetkililerin verdikleri bilgiler uydurmaydı ya da kendi istekleri doğrultusunda yorumlanmıştı. Ayrıca Müslümanların dini sorunlarına karıştıklarını saklayarak Ortadoğu’ya Arap bağımsızlığının savunucuları olarak girdiklerini göstermeye çalışmışlardır. Oysa gerçekte bu davaya inanmıyorlardı. Öte yandan, anlatılarının temelini oluşturan Arap İsyanı, Amerikalı şovcu Lowell Thomas’m ‘ArabistanlI Lawrence’e dönüştürdüğü usta hikâyeci T. E. Lawrence’ın hayallerindekilerden pek farklı değildi. Ortadoğu sadece Mısır, İsrail, İran, Türkiye ve Asya’daki Arap devletleri değil, aynı zamanda Sovyet Orta Asyası ve Afganistan’dır: Başka bir deyişle, İngiltere’nin Napolyon Savaşlarından başlayarak Hindistan yolunu önce Fransa’nın, daha sonra da Rusya’nın saldırılarından korumak için savaştığı tüm bölgedir. İngiltere’nin bu çabası Büyük Oyun diye adlandırılmıştır. Bu, Ortadoğu ülkelerinin sınırlarının Avrupa’da çizildiği bir dönemdi, örneğin Irak ve Ürdün, İngiliz buluşudur ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra boş bir haritada sınırları İngiliz politikacıları tarafından çizilmiştir. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak sınırları 1922’de bir İngiliz devlet memuru tarafından belirlenmiştir. Suriye Lübnan’da Müslüman ile Hıristiyanlar arasındaki sınırlar Fransa; Ermenistan ve Sovyet Azerbaycanı sınırları da Sovyetler Birliği tarafından çizilmiştir. Âvrupalı güçler o dönemde Müslüman Asya’yı politik varlığının temellerine dek değiştirebileceklerine inanıyorlardı. Bu amaçla Ortadoğu’ya getirdikleri
Sayfa 18 - Epsilon Yayınları
Tarih