Koray Kafa

Koray Kafa
@_anarkh_
Öğretmen
Gazi Üniversitesi
Ardahan
Edirne
68 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı

Koray Kafa

, bir kitap okudu
9/10
·904 syf.·
Beğendi
·
42 günde okudu
·
2026 5. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.6/10 · 7,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Davranışlarımızın Kökeni
6/10
·224 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 20:44
Sigmund Freud Totem ve Tabu eserinde bize ilkel toplumların hayat tarzlarını göz önüne alarak davranışlarımızın ve duygularımızın kökenini anlatmaya çalışıyor. Yazarın dilini fazla kesin ve iddialı aynı zamanda da genellemeci bulduğumu ifade etmeliyim. Zira yazara göre çoğu davranışımızın temel sebebi Oedipus komplesi. Ancak ben insan gibi karmaşık bir varlığıb duygularının ve davranışlarının kökeninin özde bir olguya ya da nedene bağlanabileceğini düşünmüyorum. Bunun dışında yazarın katıldığım fikirleri de yok değil. İnsanın özünde ambivalan yani çift yönlü duygular beslediği, bastırılmış duyguların farklı davranışlarla açığa çıktığı gibi güzel noktalara değinmiş. Dinlerin ve tabuların nasıl açığa çıktığına dair bilgi edinmek isteyenler okuyabilir. Ben kitabi biraz ağır ve anlaşılması zor buldum.
Totem ve TabuSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,9bin okunma
Yalnızlık, Bekleyiş ve Hayatın Tekdüzeliği Üzerine
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Tatar Çölü romanı, asker akademisinden yeni mezun olmuş Giovanni Drogo’nun hayatını aktarır bizlere. Kelimenin tam anlamıyla kuş uçmaz kervan geçmez, kimsenin umursamadığı bir sınır kalesine atanan genç asker burada yalnızlığı sonuna kadar hissedecektir. Umutlarını bir kenara bırakacak ve hayatın tekdüzeliğini ve sıkıcılığını kabul edecektir. Bir bekleyişin kitabıdır Tatar Çölü. Size Giovanni’nin eski hayatını,psikolojisini sayfalarca anlatır. Bir şeyler yaşansın da bu genç askerin hayatı değişsin diye beklersiniz. Hep aynı rutinler, olaylar, ufak tefek anlaşmazlıklarla geçer hikaye. Her şey aynıdır ve günler sanki tekrar etmektedir. Bir saatin bir saatten farkı yok gibidir. İnsana yaşamın sıradanlığını anlatır. Aynı zamanda yalnızlığın kitabıdır. Onlarca karakterden bahseder öykü boyunca. Birçok insan Giovanni’nin hayatından gelir geçer. Ama ele alınan karakterler hep yüzeyseldir ve de duygusuzdur. Sanki yazar bu karakterlerle bağ kurmanızı istemiyor gibidir. Tayini çıkıp kaleden ayrılanlar, ölenler olur. Ama size hiçbir şey hissettirmez. Yalnızca tek başınalık duygusunu aşılar içinize. Sonuç olarak klasik okumayı sevenler ve yalnızlığın, bekleyişin nasıl bir duygu olduğunu anlamak isteyenlere tavsiyemdir. Beğendim.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Selçuklu’dan Günümüze
5/10
·320 syf.··
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 16:38
Amir Maalouf’un Semerkant eseri bize Ömer Hayyam’ın yazmasının hikayesini anlatmaktadır. Çocukluğundan beri Pers kültürüne meraklı ve araştırmacı ruhlu Benjamin Lesage, köklerini öğrenmek ve gizemli kitabı elde etmek için unutamayacağı ve hayatını kökten değiştirecek bir yolculuğa çıkar. Kitabı Selçuklu dönemini ve yazmayı, İran’ın hikayesini, Benjamin Lesage’ın şahsi hikayesini anlatan olmak üzere 3 bölüme ayırabiliriz. Bu açıdan bakılınca kitap baya dolu görünüyor. Tabi konu bunların nasıl işlendiği benim gözümde. Ki zaten en büyükbüyük eleştirim de bu. Çok şey anlatmaya çalışıp hiçbirini düzgün bir şekilde anlatamaması. Başlarda olayların çoğu Ömer Hayyam’ın başından geçtiği için bu hikayeyi biraz daha şahsi ve biraz daha duygusal olarak yorumluyorsunuz. Beklentinizi buna göre ayarlıyorsunuz. Sonrasında da Nizamulmulk, Hasan Sabbah, Sultan Alparslan gibi tarihte yer edinmiş karakterlerden bahsediyor. Ama bu anlatım oldukça üstünkörü ve yetersiz. Kafanızda bu kişiler canlanmıyor. Ardından da roman bir anda yazmanın hikayesini, onunla birlikte İran’ın politik ve ekonomik olarak çalkantılı dönemlerini ele almaya başlıyor. Hatta bir ara İran’ın siyasi durumuna o kadar değiniyor ki yazma neredeydi ona ne oldu diye soruyorsunuz kendinize. Tabi ki bunları yaparken Benjamin’in başına gelenleri de bize anlatıyor. Ama karakteri gerçekten iyi işlemiyor. Bize hayat hikayesini, dostluklarını, aşkını anlatıyor ama yaşatamıyor. Bir diğer eleştirim de hikayenin çok kurgu gibi hissetirmesi ve gerçekmiş duygusundan kopuk olması. Benjamin’in diyalogları ve dostlukları o kadar yüzeysel ki arkadaşlarının ölümüne üzülemiyor, çatışma sahnelerini hissedemiyorsunuz. Yaşanan her şey size bir fanteziden ibaretmiş gibi geliyor. İyi yaptığı hiçbir şey mi yok tabi ki de var. Ömer Hayyam
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma