Seyda

Seyda
@_aydogdus
Instagram: whispersfromlibrary
Puan vermedi·188 syf.··
2020 6. kitabı
Shakespeare'in okuduğum üçüncü eseri. Çoğunlukta olduğu gibi benim de en sevdiğim eser bu oldu. Konusundan bahsedecek olursak; Hamlet, Danimarka Prensi, babasının ölümünden sonra tahta geçen amcası Claudius' a yoğun bir nefret beslemeye başlıyor. Haklı da sebepleri var. Kral'ın ölümünden iki ay sonra Hamlet'in annesi Kraliçe Kral Claudius ile evleniyor. Hamlet'in nefretinin kaynağı bu. Hatta annesi ve amcasına olan öfkesini şu dizelerle dile getiriyor: ''Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa, Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın! Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa Kendi kendini öldürmesini insanın! Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat, Daha eskimedi o gün giydiği pabuçlar Babamın tabutu ardında yürürken, Niobe gibi, iki gözü iki çeşme... Nasıl olur, o kadın, evet aynı kadın -Tanrım beyinsiz bir hayvan bile  Daha fazla acı çekerdi- amcamla evleniyor; Babamın kardeşiyle; öyle de bir kardeş ki Ben Herakles'e ne kadar benzemezsem O da o kadar benzemiyor babama.
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·292 syf.··
2020 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2020 01:30
Bugüne kadar okuduğumuz, kitaplığımızda bulunan neredeyse tüm kitapların -roman, hikaye hiç farketmez- hepsinin atası olan Don Kişot... Mahsun Yüzlü Aslanlar Şövalyesi Don Kişot. Kitap hakkında yazılacak, söylenecek o kadar çok şey var ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum. Konusuyla başlayalım; Senyör Kesada namı diğer Don Kişot, İspanya'nın bir köyünde yaşayan hali vakti yerinde bir asilzade. Zaman içinde tüm servetini şövalye hikayelerinin anlatıldığı kitaplar harcıyor ve kendinin de bir şövalye olduğuna inanmaya başlıyor. Tamamen kafasının içinde olan dostlarını, düşmanlarını belirliyor, seyis olarak da bir köylüyü Sancho Panza'yı seçerek gezici şövalyeliğe başlıyor. Tüm kitap boyunca bu çılgın ikilinin İspanya yollarında yaşadığı olağanüstü maceraları okuyoruz. Şövalyemizin tek amacı İspanya'nın en güçlü, yenilmez şövalyesi olup biricik aşkı Prenses Dulcinea del Toboso'ya kavuşmak. Yolda birbirinden güzel maceralar yaşıyorlar. Kimi zaman Sancho'nun saflığına gülerken, kimi zaman da Don Kişot'a üzüldüm. Karşılaştığı insanlar, dostları hatta seyii bile onun bir deli olduğunu düşünüyor ve yaşadığı her şeyle dalga geçiyorlar. Kitabın sonlarına kadar en sevdiğim karakter Sancho Panza iken efendisine söylediği yalanlar, onu aldatmaları beni çok soğuttu. İçimden keşke Don Kişot mutlu olsaydı da adı artık Mahzun Yüzlü Şövalye olarak anılmasaydı dedim. Konuyla, hikayeyle ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Zaten neredeyse 400 yaşını aşmış bir esere ne söylenebilir ki! Ben YKY'nın Reşat Nuri Güntekin çevirisi olan versiyonunu okudum. Sevmediğim noktalarsa kitapta imla hatalarının, harf eksiklerinin olması ve diyaloglar içinde o dönemde kullanılmayan, günümüzde Müslümanlar'ın hatta sanırım Türkler'in kullandığı deyimlere ve söz öbeklerine yer verilmesi oldu. Kitabın akışını
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 00:38
Othello, Moor of Venice (Cinthia) adlı eserin Shakespeare tarafından düzenlenerek tiyatroya çevrilmiş hali. Bu eserde tehlikeli bir insanın zekası ve kurnazlığıyla herkesin kaderini nasıl değiştirdiğini okuyoruz. Fitne, öyle bir zehir ki, bir kanser gibi yavaş yavaş ele geçirir ruhunuzu. Bütün masumiyeti de canavara dönüştürür. "Sevgi" kavramını yeniden gözden geçirmemizi sağlıyor bu eser. Canını emanet edecek kadar karısına güvenen Othello maalesef Iago'nun yalanlarına inanıyor ve karısı, kadersiz Desdemona'yı gözünü kırpmadan öldürüyor. Aşkının temsili olarak Desdemona'ya verdiği mendil, zavallı kadının sonu oluyor. Kitabın sonuna geldiğimde bir an "Acaba Iago bu yaptıklarından pişman olmuş mudur?" diye düşündüm. Ama hiçbirinden zerre pişmanlık duymuyor.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201726,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 22:50
Kitap birbirinden bağımsız beş öykü içeriyor. Öyküler; Ay Işığı Sokağı, Leporella, Nişan, Leman Gölü Kıyısında Olay ve Avare. Bu öyküler neredeyse sizi bunalıma sokacak derecede hüzünlü öyküler. Hepsi acıklı bir hikaye içeriyor ve tek ortak noktaları intihar ya da bir cinayetle sonuçlanması. Aslında bu noktada yazarın psikolojik durumunu açık bir şekilde hissediyoruz. Zweig da karısıyla birlikte intiharla yaşamına son vermişti. Bu öykülerden beni en çok etkileyen Leman Gölü Kıyısında Olay öyküsü oldu. Öykünün baş karakteri Boris'in hüznü, mahcubiyeti ve duyduğu özlem beni çok üzdü. Bunun yanı sıra Avare öyküsünde de kendimden daha doğrusu tüm gençlerden bir parça buldum. Genel olarak güzel bir kitaptı. Fakat içimi biraz kararttı diyebilirim.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2020 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 02:33
Uzun zamandır elimin gidip, başladıktan bir süre sonra yarım bıraktığım kitap. Ama bu sefer kendimi zorladım uzun sürse de bitirmeyi başardım. Açıkçası biraz tuhaf bir kitap. İç içe bir sürü kısa hikaye var fakat bu kısa hikayelerin hepsi ana hikayede bütünleşiyor. Tam olarak burada zorlandım aslında. Dilinin de biraz ağır olmasının etkisi var. Yazarın eski İstanbul'u anlatışı resmen bir girdap gibi sizi içine çekiyor. Özetle, kitabın ana karakteri Uzun İhsan Efendi, sürekli uyuyan ve düşlere dalan bir adam. Düşünde gördüğü her şeyi bir kitapta topluyor ve bu kitabın adı Puslu Kıtalar Atlası. Dediğine göre, kendisi dünyanın gerçekleriyle yüzleşmeye korkuyor. Dayısı Arap İhsan hayatını kurtardığını söylediği bir kitapla yeğenini ziyarete geliyor. Kitap tercüme edildikten sonra Uzun İhsan Efendi kitabı dayısına vermeden önce okuyor. Kitabın ana fikri de burada ortaya çıkıyor bir nevi. Bahsi geçen kitap Rendekar adlı bir yazara ait "Zagor Üstüne Öttürme" isimli kitap. (Rene Descartes Yöntem Üzerine Konuşmalar). Kitabı okuduktan sonra varlık-yokluk, düş ve gerçek kavramları üzerine kafa yormaya başlıyor. Bu kitap onu var olan her şeyden hatta kendi varlığından bile şüpheye düşürüyor. Bu nedenle içtiği şurubun etkisiyle uykuya dalıp gördüğü rüyaların mı yoksa kendisinin mi gerçek olduğu konusumda büyük bir ikilem yaşamaya başlıyor. Uzun İhsan Efendi oğluna "Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma." der. Bunun üzerine oğlu Bünyamin babasının kaleme aldığı Puslu Kıtalar Atlası rehberliğinde gerçek mi düş mü ayırt edemediği maceralar yaşamaya başlıyor. Gizem, entrika ve bol bol macera içeren bu kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma