Yıllarca kitaplıkta duran, okumayı hep ertelediğim bu romanı sonunda okudum bitirdim. Genelde böyle ertelediğim kitapları okuduğumda daha önce okusaymışım hissi oluyor bende. Osmancık da öyle bir kitap oldu.
Tarık Buğra Osmancık romanında Osmanlı'nın kuruluşunu çok başarılı bir şekilde hikayeleştirerek anlatmış. Osman beyin gençliğinin verdiği asiliği ve sabırsızlığıyla herkesçe Osmancık diye anılırken sabretmeyi öğrenip, beyliği için yaptıklarıyla bey olup Osman bey diye anılmasının yolculuğu bu kitap. Başa geçmek, yönetmek için bunu sadece istemenin yetmediğini, buna hazır olmanın gerektiğini görüyoruz kitapta. Osman beyin kendi yoldaşları, karşılaştığı diğer insanlar çok güzel yerleştirilmiş Tarık Buğra tarafından romana. Sadece devlet kurmanın, yönetmenin anlatılmadığı, adalet, iyilik, birlik olmak gibi kavramların da anlatıldığı, Osman beyle Malhun hatunun aşklarının da bahsedildiği bir roman Osmancık.
Kendiyle kaldığında ya da bazı durumlar karşısında sabırlı olması gerektiğini, adaleti sağlaması gerektiğini bildiği anlarda Osman bey zaman zaman bir an da olsa içindeki Osmancıkla karşılaşır gibi oluyor bazı yerlerde romanda. Ya da kaç yaşına gelirlerse gelsinler Malhun hatuna ilk günden beri dediği gibi Zümrüdüankam diye sesleniyor. O satırlarda bile tarihi bir konuyu anlatan romandan uzaklaşmış hissi olmuyor. Bu da Tarık Buğra'nın dilinin güzelliğini gösteriyor.
"Benim de bir babam vardı, anam vardı, dedem, halalarım, dayılarım, teyzelerim... Hani? Nerdeler?" İçini çekti. "Hepsi de kara toprak oldular. Ölümlü bir dünya bu. Bir varmış bir yokmuş!"
Cemile Orhan Kemal'in fabrikada çalışan işçilerin hayatını, yaşadıkları sıkıntıları anlattığı romanı. Hikaye fabrikadaki yeni düzenden rahatsız olan işçilerin aralarındaki sohbetle başlayıp Cemile ve ailesinin yaşadığı mahalledekileri tanıtmayla devam ediyor. Asıl konu Cemile ve Katip'in aşkı. Cemile'yi bir başkası daha sevmektedir ve onu kaçırmayı düşününce dostları Katip ve Cemile'ye acele etmelerini söyler ve olaylar gelişir.