"Bir de bu huzursuzluğun bekarlıktan, işten, memleketten, şundan bundan olduğunu sanırız. Memleketin idaresi değişir, huzursuz olmaya devam edersin. Sevdiğin insanla evlenirsin huzursuzsundur. Yeni işe girersin, maaşın artar, yine aynı. Her sabah, aynı anlamsız hayatın huzursuz sabahına uyanırsın. Gözlerini açtığında huzursuzluğu solursun. Sonra da "kocamla mutlu değilim", "ülkemden şikayetçiyim" dersin. Mazlum pozları senden sorumluluğu alırken, derin zevkler de bahşediyor. Huzursuzluğunu çektiğin şey hayat ve huzursuz olan şey sensin. Yedi koca, yedi hükümet de eskitsen sende her şey aynı kalacak. Değişmen gereken şey sensin."
Ötekiler kitabında kişisel gelişim uzmanı Adem beyin sahnede konuşma yaparken fenalaşmasıyla başlıyor hikaye. Önce sağlığını, ardından ailesini ve parasını kaybeden Adem artık sayılı günleri kalan, yalnız ve hasta biridir. Bir gece deniz kenarında bir karar alır ancak Matmazel denen eski hayat kadını hayatını kurtarır. Önce Matmazel ile dost olur Adem bey. Daha sonra destek almak için gittiği psikolog Memduh beyle tanışır, ki Memduh psikolog ayrı bir roman konusu bence. Onun da psikolojik sorunları vardır. Bu birbirinden tuhaf ve birbirine zıt üç insan bir şekilde bir araya gelmişlerdir artık. Hikaye bundan sonra birbirlerini tanıma ve anlama üzerine devam eder gibidir.
Adem bey ölmeden önce bütün ötekileri bir araya getirmeyi amaç edinir. Ötekiler dediği bütün dışlananlar, ezilenlerdir. Bence onlara yardım etmekten çok yalnız değilsiniz demek ister Adem bey. Ötekilerin sesi olmak ister bir bakıma.
Romanı okurken bir ara acaba tüm bunlar Adem'in rüyası mı, uyanıp eski hayatına kaldığı yerden devam mı edecek dedim. Onun kendi kendiyle konuşmaları romanın psikolojik roman olma özelliğini daha da öne çıkarmış. Yazar birçok yazar ve düşünürden alıntılar yapmış romanda ve bunu hikayenin önüne geçmeden gerektiği yerlerde yapmış.
Ben Ötekiler romanını beğendim. Sonu nasıl biterse bitsin Adem beyin rüyadan uyandığını ve rüyada gördükleriyle hayatına devam ettiğini, ötekileri anlamak için öteki olmasına gerek olmadığı bir dünyada yaşadığını düşünüyorum.
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın okuduğum ilk eseri. Öncelikle yazarın sade, mizahi dilini beğendiğimi söylemeliyim. Bir süredir okumayı ertelediğim bir kitaptı, sonunda okudum.
Dünyaya çarpacağı duyulan kuyruklu yıldızın dedikoduları İstanbul'un mahallerinde alıp yürümüştür. Gençler nasıl bir şeyle karşılaşacaklarını merak ederken, yaşlılar olacaklar için önlem alma derdine düşmüştür.
Romanın baş karakteri İrfan Galip edebiyat dünyasında tanınmaya çalışan ancak yazıları dergilerde kabul edilmeyip geri dönen biridir. Yaşadığı sonu hüsrana uğrayan aşklar yüzünden kadınları eleştiren yazılar yazan İrfan Galip, insanların özellikle kadınların dünyaya çarpacak kuyrukludan korktuklarını duyunca onlara bu yıldız hakkında bilgiler vermek için evinde konferanslar düzenler. Bir gün gizemli bir kadından mektup alır ve kadının sözleriyle onu daha görmeden aşık olur ona ve böylece kitabın isminden dem vurarak söyleyeyim izdivaç başlar. Ancak bu izdivaç hem başlama şekli hem ilerleme bakımından ilginç bir yol alır.