Özdenören öykücülüğü diye bir şey varmış, okudukça bunu anladım. İnsanı anlatırken onun psikolojisine değiniyor yazar. Bu psikolojiye yön veren toplumdan bahsediyor. O toplumun geçtiği aşamalardan, bugünkü halinden bahsediyor. Bireyin yalnızlığını, ruh halini anlatırken toplumun aksaklıklarına dokunduruyor, eski ile yeninin uyumsuzluğundan dem vuruyor. Özderen'in öykülerinde eşyanın bile bir yeri var insanı anlatırken.
Genelde öykü kitabı alacağım zaman okumadığım bir yazarın kitabını almayı tercih ederim. Rasim Özdenören benim ismini çok geç duyduğum bir yazar oldu. Açıkçası kitapların isimleri dikkatimi çektiği, arka kapak yazıları da merakımı perçinlediği için almıştım bu kitapları. Ve okuduğum öyküler kitapların isminden de, arka kapak yazılarından da daha etkileyiciydi.