"Sakinleştirici tebessümüyle bir gün her şeyin düzeleceğine beni ikna ederdi. Ama çok zaman geçti. Bunların üstünden kilometreler geçti. Geriye doğru akmayan nehirler, ardında ray bırakmayan trenler, gidenler ve ölenler geçti."
"Dedi ki “Bir türlü alışamıyorum.” Dedim “Alışırsın.” Bunu dediğime hayret ettim. Demek ki ben alışmışım. Demek alışılacağına inanmışım. Yahut yalan söylüyorum. Bazı yalanlar hayatta tutuyor insanı. Hayatta kalmak şart. Çünkü akıl sağlığı… Malum, korumak lazım. Büyüdükçe ikna olmak güçleşiyor. Bir şeyler söylüyorlar. İçimden tekrar ediyorum. Çünkü artık iki kere söylenmeyen hiçbir şeye inanmıyorum. İkiden az söylediğim şeylere kimsenin inanmasını beklemiyorum."