Burası gölgeler ve sisler diyarı;
adımız bir yerlerden nida edilmiş de
dönüp bakmışız şu fâni dünyaya.
Bir anlık oyalanış sanmışız ömrü,
meğer zamanla oyalanmış,
yüzlerde avunmuş,
sofraların kalabalığına aldanmışız.
Ve en çok da
unutuşun sessizliğinde kaybolmuşuz.
Berfin
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf tarafından 1929’da yayımlanan feminist bir deneme kitabıdır. Kitabın temel tezi:
“Bir kadının kurgu yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.”
Buradaki “oda” kelimesi sadece dört duvarı olan fiziksel bir alandan ziyade ekonomik özgürlük, zihinsel bağımsızlık, toplum tarafından kabul görme ve yaratıcı alanı simgeler.
Peki kadının kurgu yazabilmesi için neden bir odaya ihtiyacı vardır? Bunun cevabı aslında çok basittir: Kadının tarih boyunca eğitim ve ekonomik imkânlardan mahrum bırakılması, edebiyat dünyasındaki erkek egemen yapı, kadın yazarların görünmezliği, yaratıcılık için özgürlük ve maddi güvence gerekliliği, toplumsal cinsiyet rolleri ve daha fazlası.
Woolf kitabında bunu çok güzel bir örnek ile özetler. Woolf, Shakespeare’in bir kız kardeşi olduğunu düşünür ve onun Shakespeare ile aynı yeteneğe sahip olsa bile toplum yüzünden başarılı olamayacağını anlatır. Bu örnek tarihsel eşitsizliği göstermek için kullanılır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. basım, s. 44).
Bu durum yalnızca edebiyat dünyasında değil, sanatın farklı dallarında da görülmüştür. Örneğin müzik tarihinde Maria Anna Mozart, yeteneğine rağmen kadınlara dayatılan toplumsal koşullar nedeniyle Wolfgang Amadeus Mozart’ın gölgesinde kalmıştır.
Bu örnekler gösteriyor ki kadınların tarih boyunca geri planda kalmasının nedeni yetenek eksikliği değil, onlara tanınmayan imkânlardır. Virginia Woolf bu eserinde yalnızca bir gerçeği dile getirmekle kalmaz, kadınların var olabilmesi, üretebilmesi ve kendi seslerini duyurabilmesi için gerekli olan alanı da görünür kılar. Bu yönüyle Kendine Ait Bir Oda, geçmişi anlatırken bugüne de ışık tutan güçlü bir eser olmayı sürdürmektedir.
Ömer Hayyam , Nişabur’da doğmuş İranlı bir şair, matematikçi, astronom ve filozoftur. Daha çok rubaileriyle tanınır fakat bugün ona ait olduğu söylenen bütün dörtlüklerin gerçekten ona ait olup olmadığı kesin değildir.
Kitaba başlamadan önce hakkında küçük bir araştırma yapmıştım. İnsanların bu eser konusunda ikiye ayrıldığını görmek dikkatimi çekti. Sevenler Hayyam’ın düşünce dünyasını derin ve etkileyici bulurken, sevmeyenler ise daha çok dörtlüklerde geçen şarap, meyhane ve yer yer inançla çatışabilecek ifadeler sebebiyle kitaba mesafeli yaklaşıyor.
Açıkçası kitabı pek sevmedim ama tamamen de değersiz bulmuyorum. Yine de okunabilecek kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü ilk bakışta yalnızca aykırı fikirler ve dünyevi imgeler öne çıkıyor gibi görünse de satırların altına indikçe insanın faniliği, hayatın geçiciliği ve hakikati arama çabası kendini gösteriyor.
“Dedim artık bilgiden yana eksiğim yok
Şu dünyanın sırrına ermişim az çok
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım
Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.”
Hayyam’ın en güçlü yanı insanı düşünmeye zorlaması. Bazı dörtlüklerde sorgulatan, bazılarında rahatsız eden, bazılarında ise insanın içine dokunan bir taraf var. Özellikle sevgi üzerine yazdıkları, onun yalnızca hayatı sorgulayan değil, aynı zamanda insan ruhunu da derinlemesine anlayan biri olduğunu hissettiriyor.
“Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi
Gençlik destanının baş kaynağı sevgidir sevgi
Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar
Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi”
“Yüce Varlık bize bir beden verince
Sevmesini öğretti her şeyden önce
....”
“Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin”
Dünyada olup biteni ben de görmedeyim;
Haksızları hep baş köşelerde görmedeyim;
Fesuphanallah! Nereye bakarsam bakayım
Kendi mutsuzluğumu her yerde görmedeyim.