beşikten mezara talebe

beşikten mezara talebe
@_birkul_
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ âmâdedir,lütfûna vabestedir ebediyet bahçelerim... Tarih | Felsefe | Sanat | Kitaplar | Doğa
Emel Özkan-Dört Kitabın Mânâsı şiirinden
Hamddır yazıyı açan Hamddır açan kitabı İlk kelimesi adında son nebinin Okuyan, yaratılışı. Salât eyler O karie Çalabla melekler Elinde hamd sancağı.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kısaca mezmûru (ilâhisi, şarkısı) olmayan bir insanın, bir kültürün, bir medeniyetin zebûru (kitabı) da olmaz. Bu cümle şu şekilde yorumlanabilir: Arayış (ki bir şarkıdır, bir ilâhîdir) yoksa, bunu kayda geçiren, harici hâfızada koruyan bir zebûr (kitap) da mevcut değildir. Kitabı olmayan bir insan, bir kültür, bir medeniyet de sağ lam ve dayanaklı olmaz, olamaz, çünkü hermenötik döngüsü için temel bir referans noktasına sahip değildir. O hâlde bir bireyin, bir kültürün, bir medeniyetin ürettiği metinler o bireyin, o kültürün ve o medeniyetin anlam arayışına ilişkin maceralarının, seyr-ü seferlerinin tecessüm ettiği temel kurucu unsurlardır.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
Anlam arayışı, arayışın da anlamıdır aynı zamanda. Başka bir deyişle, kısaca, insanoğlunun Evren'i bilmek ve anlamak istemesi, ilkece kendini bilmek ve anlamak istemesidir. Çünkü tüm bu arayışlarda aranan bizâtihi bir anlam varlığı olarak insanın kendidir; yani aranan arayandır; bulunan bulan...
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
Hukukun ve ahlâkın bulunmadığı bir ortamda kişinin ne kendi ne de sevdikleri güvende (emn) olur. İşte bu nedenle emân (maddi güvenlik) ile îmân (manevi güvenlik) insan olmanın ve insan kalmanın asgarî iki koşuludur; meâşta bu iki koşulun sağlanması ise mebde ve meâdın idråkiyle mümkündür. Meâda ilişkin maslahata gelince, elbette, ancak ve ancak Tanrı'ya ilişkin marifet ile bir anlam kazanır. İşte bu nedenledir ki, geleneğimizde 'gerekçesiz (nedensiz) birbirini öldürme' kıyamet alámeti olarak tanımlanmıştır. Mebde: köken Meâd: dönüş
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
Kadîm geleneğimizde hem varlıkça hem de bilgice varlık ile yokluk arasındaki en önemli fark nedensellik olarak belirle nir. Bu nedenle klasik metinlerde şu deyişle sıkça karşılaşılır: "Khalaqa Allahu el-âleme bi-el-hakkı -ey: tertiben ve nizámen fi e'lă el-derecâti [Allah, âlemi hak üzre yani en yüksek de-recede tertib ve düzen içre yaratmıştır.] Hak-ile (bi-el-hakk) sözcüğünü tertib ve nizam olarak yorumlamak, doğrudan hakikatin yani gerçekliğin nedensel bir örgü olduğunu vurgulamak demektir. Nitekim Ali Kuşçu, Şerh el-cedid olarak da bilinen, Nasiruddin Tûsî'nin Tecrid el-akáid adlı eserine yazdığı Şerh'in dibâcesinde, Tanrı'nın Alem'i yok-iken en güzel tarzda ve düzende yani belirli bir tertib üzre yarattığını belirttikten sonra, O'nun emrinin Yer-yüzü ile Gök-yüzü arasında apaçık bir hikmet ile gidip-geldiğini vurgular. Buradaki hikmetin insanî ciheti, Alem'in insan tarafından idrak edilebilecek bir nedensellik üzre yani düzen içre yaratıldığına ve işlediğine işaret eder.
Sayfa 122·Kitabı okudu