*
Sen ne güzel bir Elif doğurursun. Başına kurdeleler bağlarsın. *
Evet, Elif,
*
Şiir yazacaksın. Öyküler, anılar... ve Başkent’in en çekinilen resim eleştirmeni olacaksın.
Ol!
*
Sabah. Saat 7.15. Radyoda bizim türküler.
Saat 7.30. Memo gitti. Bu sabahki kahvaltısı oldukça parlak: 2 köfte, 1,5 yumurta, 5 ad et üzüm.
Öğretmen sana selâm söyledi, ne zaman ameliyat olacağını sordu. "Perşembeye" dedim.
"Saadet bir çimendir bastığın yerde biter."
(Oktay Rıfat)
Sen ordasın. Ve ben burda hayatımızı düşünüyorum . Giderken cebime o 100 lirayı gizlice koymanı hiç unutamam . Beykoz’a ilk gittiğimiz gün
kazan ve kovalarla su taşıdığımızı, hortumla su taşıdığımızı, asıl onu hiç unutamam . Doğukapısı
otobüsüne yetişmek ne güzel oluyordu. Kısacası,
çok güzel günler de yaşadık bu arada. Kimsenin tadamayacağı bazı mutlulukları da tattık, sanırsam.
Gelecek, anılardan da güzel olacak.
Gün daha iyi kotarılacak.
Deneylerden ders alınacak.
Çiçekler büyüyecek.
Piliçler palazlanacak.
*
Yarın gene yazarım.
*
Seviyorum seni: biline...
Cemal Süreya