Kırım Tatar Türklerinin hüzünlü kalemi olan Cengiz Dağcı'nın oldukça sade bir Türkçeyle kaleme aldığı romanı...
Sayfaların arasında gezindikçe bana; Karadenizin ötelerinde, Kırım'da (Kızıltaş Köyü'nde) değil de Anadolu'nun bir köyünde olduğum hissini verdi. Bekir Ağa ve ineği Macik, Esma, Ayşe, Rum Yorgi, Yahudi tüccar Levi, Enver, Çilingir, Çoban Seyd-Ali, yediği kaba tükürmeyi seçen hain Rus İvan ve babası Kala Mala, Yalta, Akmesçit derken canlı, ıtır ve taze deniz kokulu bir yaşamın içine giriyorsunuz...
Konu olarak ise...
Stalin döneminde, Kırım'ın öz evlatları, ata toprağının asıl sahipleri olan Tatar Türklerine yönelik, acılarla dolu sürgün yıllarının öncesini; sancılı sürgün sürecinin başlangıcını; Kızıltaş köyünün bu sürece adım adım hazırlanışını, kolhoz sistemine isyanı ve yazarın engin empati hissiyatını görüyoruz...
Zira yazar sürgün edenleri de edilenleri de 'Onlar da İnsandı' bakış açısıyla değerlendiriyor...
Oldukça yalın, duru bir Türkçeyle yazılmış, gerçekçi ve bir o kadar da yürek burkan özel bir roman olduğunu düşünüyorum...
Bir parça tarihsel bilinçlenme adına okunmalı...
Çünkü yazar diyor ki;
Evet onlar da insandır! Pavlenko'lar, İvan'lar...
"Tanrım!" diyorum. "Onlar da insan! Acı onlara! Kendileri gibi başkalarının da insan olduklarına inandır onları!"
Ötekiler, o hayvan gibi sürülüp götürülenler...
ONLAR DA İNSANDI!