Eğer bir kadının içgüdüleri zarar görmüşse, tipik olarak öfkesini dışavurmasıyla ilişkili olarak pek çok sorunla karşılaşır. Öncelikle işgali tanımakla ilgili bir sorunu vardır; arazi ihlallerini fark etmekte gecikir ve mütecaviz üstüne çullanana kadar öfkesini belli etmez. "Kurumuş Ağaçlar"ın başındaki adam gibi, onun öfkesi de pusuya yatmış bir şekilde ortaya çıkar. Bu gecikmiş tepkilerin nedeni; anlaşmazlıkları görmezden gelmesi, ne pahasına olursa olsun uzlaştırıcı olmaya çalışması, her şey sakinleşene ya da geçici olarak uzaklaşana kadar acıya karışmaması ya da katlanması yönünde küçük kızlara verilen tembihler yüzünden zedelenen içgüdülerdir. Bu durumdaki kadınlar, tipik olarak, hissettikleri öfkeye göre davranmazlar, hatalı çıkışlar yaparlar ya da ne söylemeleri ya da yapmaları gerektiğini, ne yapabileceklerini kavrayana kadar aradan haftalar, aylar, hatta yıllar geçer ve neticede gecikmiş tepkiler verirler. Bu genellikle utangaçlıktan ya da içedönüklükten değil, daha çok "beşinci ve altıncı olasılığı tahmin etmeye çok fazla vakit ayırmaktan, kendi aleyhine olmak üzere nazik olmaya çalışmaktan ve yeterince gönülden davranmamaktan kaynaklanır. Vahşi ruh, eğer kadın dinlerse, ne zaman ve nasıl davranacağını bilir. Doğru tepki, karşıdakine iç görü kazandırmakla kalmaz, ona doğru miktarlarda karıştırılmış bir şefkat ve dayanma gücü bileşimi de aktarır. Zedelenmiş içgüdü, pratik yaparak, sınırları güçlendirerek, kararlı davranarak ve olabildiğince cömert, ama aynı zamanda da sağlam tepkiler vermeye alışarak düzeltilmelidir. Bir kadın, hayatını sekteye uğrattığında, üstünden yıllar geçen eski olayları sanki dün yaşanmışlar gibi saplantılı bir şekilde hatırlamasına yol açtığında bile, öfkesini boşaltmakta güçlük çekebilir. Travma üzerinde durmak ve bir süre bunun