Ehlileştirilmiş doğa dışımızda olduğu kadar içimizde de vardır. Kültürün gelişebilmesi için aklın da orman kadar ehlileştirilmesi gerekir. Aklın ehlileştirilmesi için arzunun, şehvetin, tamahkarlığın, hırsın dizginlenmesi gerekir, bunlar uygarlığı tehdit eden güçlerdir.
Aklın ehlileştirilmesi arzunun görev, içgüdünün idrak, dürtülerin sorumluluklarla dengelenmesinden geçer.
Toplum yapay bir oluşumdur, doğal bir fenomen değildir. Doğanın insan tarafından, insan için ehlileştirilmesiyle ilgilidir. Aynı zamanda insanın ehlileştirilmesini de içerir.
Khandavaprastha'nın vahşi alanları Pandavalara miras kalmıştı, onlar da buraya bir şehir kurmayı planlıyorlardı. Ateş tanrısı Agni, eğer ormandaki bütün hayvan ve bitkileri yutmasına müsaade ederlerse, onlara yardım etmeye söz vermişti. Pandavalar tanrının isteğini kabul etmişler ve kısa bir süre sonra Agni'nin alevleri ormanı yutmuştu. Bütün orman sakinleri -tüm kuşlar, hayvanlar, iblisler, yılanlar- bu korkunç yangında kül olmuşlardı. Kaçmaya çalışanları da Pandavalar vurmuştu. Hatta hayvanlar tarafından çağırılan yağmur tanrısı İndra, Agni'nin alevlerini söndüremesin diye Pandavalar ormanın üzerine oklardan bir kubbe oluşturmuşlardı. Pandavalar temizlenen bu arazide İndrapsrastha adında inanılmaz bir şehir kurmuşlardı.
Kültürel mükemmeliyetin tezahürü olan Rama orman kanunlarının kişileştirmiş hali olan on başlı Rakşasa kralı Ravana'yı öldürmüştür.
Rama'nın yayı denge ile muvazenenin sembolüdür. Rama her zaman ebeveyninin sözünde durur; Ravana durmamıştır. Rama kardeşi için krallığından vazgeçmiştir; Ravana, Lanka'yı kardeşi olan Rakşalann kralı Kubera'dan zorla almıştır. Rama karısı Sita'ya her zaman sadık kalırken Ravana'nın hareminde bir sürü karısı vardır ve bir o kadarına tecavüz etmiştir. Rama halkı için hüküm sürer; Ravana kendisi için. Rama mükemmel adamı, krallığı Rama Rajya da mükemmel toplumu temsil eder. O yüzden Rama'nın hayatını anlatan destan Ramayana bütün Hindu evlerinde okunur.
Bu, Halikarnassoslu Herodotos’un kamuya sunduğu araştırmadır. İnsanoğlunun yaptıkları zamanla unutulmasın ve gerek Yunanlıların, gerekse barbarların meydana getirdikleri harikalar bir gün adsız kalmasın, tek amacı budur; bir de bunlar birbirleriyle neden dövüşürlerdi diye merakta kalınmasın.