...piramidin(ihtiyaçlar hiyerarşisi) alt katmanlarındaki arayışlar tatmin edildikten sonra , ortaya bir "güdü ötesi güdü"(metamotivation) çıkar.
Bu arayış insanın kişisel sınırlarının dışına çıkarak kendisini daha yüce bir amaç veya ideale adamasıdır. İşin ilginç yönü, bu arayışlar doyuma ulaştırılmadığında ,saygınlık kazanma gibi daha alt konumdaki içgüdüde olduğu gibi, gerilim benzeyi bir sıkıntı hissedilir.
Başka bir ifadeyle insan ulvî yönlerini yaşamayıp ideallerini gerçekleştiremediğinde nedenini anlayamadığı bir bunalma girer.
Maslow, "kendini gerçekleştirmiş" insanın hayatın zorluklarına rağmen daha anlamlı ve mutlu bir yaşantı sürdürdüğünü, ilgi alanlarınının çok daha geniş olduğunu öne sürer.
Bu insan, hayatın acılarına rağmen neşe duyabilir.
Bu insanın yaşamında acının "ontolojik sıçrama" için bir fırsat olduğunu görürüz.
"Benim adım dertli dolap,
Suyum akar yalap yalap,
Böyle emreylemiş Çalap,
Derdim vardır inilerim.
Beni bir dağda buldular,
Kolum kanadım kırdılar,
Dolaba lâyık gördüler,
Derdim vardır inilerim.
Ben bir dağın ağacıyım,
Ne tatlıyım ne acıyım,
Ben Mevlâ'ya duacıyım,
Derdim vardır inilerim.
Derviş Yunus eydür ahı,
Gözyaşı döker günahı,
Hakk'a aşıkım vallahi,
Onun için inilerim."
'Biyolojik indirgemecilik' içinde olanlar, insanın her davranışının "beynindeki bir molekülden kaynaklandığını" savunurken, 'dini indirgemencilik' içinde olanlar da her davranışı "ruhani varlıklarla" açıklıyorlardı. İnsanın iradesinin, zihninin, kendilik hissinin ve ruhun tanımlamaları tam olarak yapılamıyordu.
Titiz bir tanısal değerlendirme, bir danışanın az yarar sağlayacağı veya hiçbir yarar sağlamayacağı bir profesyonel ilişkide yıllarını harcaması olasılığını azaltmaktadır.