Dılşad

Sırrın farklı işlevleri vardır. Özellikle mistik boyutu olan gizli cemaat, tarikat ya da oluşumlarda "sır" çok önemlidir; mesela "Bektaşi sırrı" , "Masonik sır", "Sabataycı sır" gibi. Ne tür sırlardır bunlar? Fransız asıllı Katolik ve daha sonra Gelenekselci ekolün kurucularından olan Sufi Rene Guenon' a göre iki tür sır vardır: Sır ve Esrar.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sabataycı kökenli insanlar, merkezde yer alan bu eski sınıfın önemli bir unsurunu oluşturduklarından adeta "beyaz Türklerin" bir sembolü olarak algılandılar ve "öteki "leştirildiler. Dolayısıyla eski elitin güçten düşmesi aşamasında komplo teorilerinin en meşhur aktörleri ve hatta kurbanları durumuna düştüler. Bu nedenlerle de Sabatay kökenli insanlar hakkında yazılan her kitap, okuma düzeyinin inanılmaz düşük olduğu Türkiye' de onlarca baskı yaptı. Bu kitapların halen havaalanı kitapçılarından çok otogar kitapçıları raflarını süslemeye devam etmeleri manidardır.
Bu yeni sınıf kendi konumunu sağlamlaştırırken eskisini de zayıflatmak durumunda. Bunun için de her türlü araç kullanılır. Biraz lbn'i Haldun tarzı bir süreç bu. Yani daha çalışkan ve motivasyonu yüksek olan "kenardaki" insanlar, sefahat ve tembelliğe alışmış "merkezdeki" insanlarla yer değiştirmektedir.
Devlet ve Allah birbirinin tersidir.
Birazcik düşünen ve babası ya da annesiyle problemini birazcık halletmiş herkes, iktidarın karşısın da olur zaten. Bir insan iktidarla koşut düşünemez. Bu insan olmanın onuruna aykırıdır, Onun için devlet ve Allah aynı tarafta değildir, olamaz da. Devlet ve Allah birbirinin tersidir. Daha önce de konuştuk, Müslümanın devletle, iktidarla işi olmaz; her zaman karşısındadır ve her zaman muhaliftir. Bunun aksini ben anlamıyorum.
Sezgi kimi açılardan, hakikatle ilişkinin önemli araçlarından birisidir. Fakat bunu yeganeleştirerek sadece bir yere bağladığın zaman, bunu aslında ideolojik hale sokmuş olursun. Bilginin ideolojik hale gelmesi de çok ciddi bir ahlaki problemdir. Bu durum sü rekli olarak böler. Bu bölme işi, epistemolojik olarak "düalite" demektir; pratik hayattaki karşılığı da adam kayırmadır.