Doğduğumuz günden beri bize öğretilen tek şey buydu.
Sıradan olmak...Biz sadece yaşamaya çalışan bir avuç insandık. O yüzden de hiçbir sabaha, "Bugün bambaşka bir gün olacakdiyerek uyanmıyorduk. Bu yüzden de bizim hayatlarımız başlayıp bitmesi gereken tekdüze günlerden daha fazlası olmuyordu hiçbir zaman...
ne bugünün ne de yarının dünden bambaşka olmayacağını
kabullenmiştim sonunda. Felaketi zaten yıllar evvel yaşamıştım, mucizeleri beklemek içinse artık fazla büyüktüm.
Ben derken bizi düşünmeyi, hayal kurmak yerine sorumluluk almayı, istemek yerine vazgeçmeyi, en çok da umut etmek yerine paramparça olmayı öğrenmek zorunda kaldım. Yıllar evvel uyandığım bir sabah ben aniden büyüdüm. O günden sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Çölde yaşayan biri, Resûl-i Ekrem’e (s.a.v),“Bana tavsiyede bulun” dedi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Allah’tan kork. Eğer biri, sende olan bir kusurla seni ayıplasa da sen, onda olduğunu bildiğin bir kusurla onu ayıplama. Böyle yaparsan sevabı sen alırsın, günahı da o alır. Sakın hiçbir şekilde kimseye sövme.”