Hayatı hastane koridorlarında, hasta odalarında geçmiş 15 yaşındaki bir çocuk hasta. Diz kapağından sürekli rahatsız olan hastalığı ilk başta bulunamayan bir hasta. Belirsizliğin verdiği acı ve o elemli korku. Sonraları kemik Veremi olduğu tespit edilmiş. Hastalığının ilerlemesiyle komple bacağının tehlike altına girdiği bir trajedik yaşantı.
Eserde onun yaşadığı psikolojik durum yazarın psikolojik tahlilleriyle, betimlemeleriyle olağanüstü bir şekilde karşımıza çıkarılmış. Peyami Safa müthiş bir şekilde tasvir ediyor kitapta. Onun o durumunu bir tek onunla aynı acıyı yaşayanlar anlayabilir diyor. 'Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.' söylemini demekle aslında çok da haklı. Gerçekten o durumu yaşamadan hiçbirimiz onun halini anlayamayız. Onu anlıyoruz diye bir iddia da dahi bulunamayız.
Kitapta çok güzel bir alıntısı var. Diyor ki:
"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum." İşte asıl mesele de bence bu. Bu cümleyi beynimize aşılamak gerekiyor. Zaman dolmadan yola koyulmalı artık.. Güzel kitaptı.