"Sakın kalma havatırla (düşüncelerle) kusurda, Velâyet keşf-ü seyranla huburda (gönül ferahlığında),
Makasıddan (maksatlardan)
geç öyle dur huzurda,
Tecelli ede zat durma küsûrda,
Makasıttan geçüp Hakk'a gidelim,
Cemali ba kemale seyr idelim."
(Sh. 38)
Sakın "Veli olayım, keşif sahibi olayım, perdeler açılsın Arşı, Levh-ı Mahfuz'u seyredeyim, milletin kalbinde neler var bileyim, bana feyiz gelsin" düşünceleri ile kusurda kalma. Bütün isteklerden geçip öyle durmalı mürşidin huzurunda. Sana o zaman Zat-ı Pak-ı Sübhaniyye parlar.
Zülkarneyn ve ordusu dünyayı gezerken gece karanlığında bir yerden geçiyorlardı. Zülkarneyn adamlarına dediki: "Ayağınıza takılan şeylerden alabildiğiniz kadar alın."
Kimisi emir dinleyip aldı. Kimisi ayaklarına takılan sert şeylerin taş olduğunu zannetti, ağırlık yapmasın diye hiç almadı. Kimisi de biraz aldı. Aydınlığa çıktıklarında eyvah meğer taş zannettikleri şeyler pırlanta imiş, almayanlar çok pişman oldu.