"Sorma! Öyle büyük bir bunalımdayım ki... Dünyaya şöyle bir de tersinden bakayım dedim. Fakat görüyorum ki değişen hiçbir şey yok. Eski tas eski hamam."
"Evet, çok huzursuz ediyor beni bu, akıl da bana bunun için verildiğine göre, kurtulmalıyım. İnsanın göreceği başka bir şey kalmamışsa, baktığı her şey onu tiksindiriyorsa, mumu niçin söndürmemeli? Ama nasıl? O kondüktör koridordan niçin koşarak geçti? O gençler öteki vagonda niçin öyle bağırıp çağırıyor? Niçin konuşuyorlar, niçin gülüyorlar? Hiçbiri gerçek değil bunun, hepsi yalan, hepsi sahte, hepsi kötü!.."
İnsanın kendine doğru yapmadığı hiçbir yolculuk, yolculuk değildir. Ne yol yoldur ne de yolcu yolcudur. Hiçbir kaçış insanı tamama erdirmez.
İnsan kendinden ne kadar kaçarsa kaçsın, yine kendine mahkûmdur.
İnsanın çıkabileceği tek yol kendi zihni, tek yolcu kendisi ve varacağı tek yer kendi içidir.
Bunun dışındaki tüm yollar; yepyeni bir dünyaya doğru açılan bir yelken değil, insanın kendinden kaçışıdır sadece. Ama bu da ne mümkün?
Gittiği her yere kafasını götüren insan, kendinden ne kadar kaçabilir? Ancak kafasını geride bırakabilirse bu mümkündür.