Lacan'ın arzu teorisinin edebi anlatımı gibi..
Arzu, nesneden değil eksikten doğar. Yani seni harekete geçiren şey, şeyin kendisi değil, onun yokluğunun sende açtığı boşluk. Bu boşluk düşünmeye izin vermez, insan “ah bir sahip olsaydim” diye kendini hipnotize eder.
Arzuladığın şey, sandığın şey değildir. O nesne sadece arzunun taşıyıcısıdır. Nesne eline geçtiğinde, arzuya neden olan şey orada değildir zaten. Bu yüzden büyü bozulur. Nesne değişirken eksiklik hep durur.
İnsan nesneleri değil, eksikliğini arzular.
Ve ne kadar çok "sahip olursa” o kadar çok ne aradığını bilmediğini fark der.