Gülhan Akın

Puan vermedi·320 syf.·
2026 18. kitabı
Kadın-erkek ilişkilerinin biyolojik, psikolojik ve evrimsel süreçlerini oldukça samimi ve eğlenceli bir dille ele alan bir kitap. Okurken kendinizi sık sık gülümserken yakalayabilirsiniz. Kitap sadece iki cinsiyet üzerine yoğunlaşmakla kalmıyor, homoseksüelliğin doğadaki örneklerine değinirken, Homo sapiens özelinde neden var olduğunu ve genetik olarak nasıl aktarıldığına da ışık tutuyor. ​"Cinsiyet yoktur" ifadesiyle başlayan bölümünde ise kadın ve erkek cinsiyetlerinin birer kutup noktası olduğunu ancak aslında cinsiyetin bu kadar keskin ve belirgin çizgilerle ayrılmadığını vurguluyor. Cinsiyet işaretlerinin sadece genital bölgelerden ibaret olmadığını, bedene yayılmış birçok gösterge ve özellikle beyinde yer alan cinsiyet bölgeleri üzerine yapılan araştırmalarla destekleyerek sunması, cinsiyet ve cinsel yönelimlere dair bakış açısına pozitif bir katkı sağlıyor. ​Çokeşlilik, sadakat, evlilik, aşk, seks ve ebeveynlik gibi birçok kavramı, genlerin bu olguları var etmedeki etkisi üzerinden okumak isteyenler için harika bir kaynak. Kitabın herhangi bir savunusu, keskin bir görüşü veya dayattığı bir iddia yok. Bilimsel araştırmalar ve gözlemler ışığında hazırlanan bu çalışma, kendimizi ve ait olduğumuz türü anlamak adına oldukça faydalı. ​Kitabı bitirirken aklıma Var Bunlar dizisinden bir sahne geldi: "Dünyayı hormonlar yönetiyor." Bunu da buraya not düşeyim. :)
Spermler Erkekten Yumurtalar KadındanJoe Quirk · İndigo Kitap · 202176 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025169 okunma
Puan vermedi·150 syf.·
2021 42. kitabı
Bazı ilişkilerin ortaya koyduğu acı, tarafları birbirinden ayıran bir engel değil, aksine onları birbirine bağlayan en güçlü, hatta bazan tek dil olabiliyor. Öyle ki buna ilişkinin tutkalı dahi diyebiliriz. Dışarıdan bakan biri için dayanılmaz görünen o şiddet döngüsü, tarafların iç dünyasında derin bir 'varoluşsal kanıt' sunuyor. Birinin sizin en savunmasız noktanızı bilip oraya isabetle vurması, yanlış bir biçimde 'beni en iyi sen tanıyorsun' yanılsamasını doğuruyor sanırım. Sevgi, saygı ve güven gibi ortak değerlerin geri çekildiği yerde oluşan boşluğu, bu kez karanlık ve yüksek gerilimli bir duygusal iklim dolduruyor. Tartışmalar, kırılmalar, geri dönüşler… Tüm bunlar ilişkiye bir “canlılık” hissi veriyor gibi ama bu canlılık çoğu zaman sağlıklı bir bağdan çok, bağımlılığın besini. ​Boylesi bir noktada ilişki, patolojik bir yaklaşma-kaçınma döngüsüne hapsolup kalabiliyor. Nesneye duyulan yoğun ihtiyaç tarafları birbirine doğru iterken, yakınlığın getirdiği o istila edilme/ele geçirilme korkusu onları yeniden saldırganlığın güvenli mesafesine geri savuruyor. Ne tam bir yakınlığın huzuruna ne de tam bir kopuşun yalnızlığına tahammül var... Birbirlerine yaklaştıkça yaralıyorlar, yaraladıkça korkup uzaklaşıyorlar, fakat bu uzaklık da "yok olma" kaygısını tetiklediği anda acının o tanıdık sıcaklığına geri dönüyorlar. Artık orada bir 'biz'den ziyade, sadece birbirinin yarasından beslenen iki ruhun, sessizliğin getireceği o büyük boşluktan -büyük yıkım gibi de hissettirebilir- kaçmak için başlattıkları sonu gelmez bir duygusal savaş sürüp gidiyor. ​Kendi yetersizliklerini ötekinin enkazı üzerine basarak örtmeye çalışan narsisist ile bu enkazın altında kalmayı bir kader sanan mazoşistin o trajik dansı, şafak sökene kadar devam ediyor. Yalanlar ve oyunlar bittiğinde geriye
Kim Korkar Virginia Woolf'tan?Edward Albee · Kabalcı Yayınları · 199394 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2026 15. kitabı
Stoa felsefesi ışığında hazırlanmış bir kişisel gelişim kitabi olarak değerlendirilebilinir. Hayata daha bütüncül bakabilmeyi; acıların, engellerin, zorlukların da hayatın bir parçası olduğu kabulüyle bunun ile ne yapilabilecegini düşündürten; algı, irade, kabul gibi bölümleri olan, hayattan çeşitli örneklerle ilerleyen bir kitap. Bazı örneklerinde mantık hataları var ama meselenin özü ile ilgilenince sorun olmuyor. Gezerken nasıl okurum derken kitabı iki günde bitirdim. Hem gezerim hem okurum oldu, pek güzel oldu
Engeller Yolun Ta KendisidirRyan Holiday · Diyojen Yayıncılık · 202512 okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2026 13. kitabı
Oldukça kapsamlı bir kitap. Önce hayvanlar alemindeki birçok türün yalan ve hile biçimlerini, nedenlerini ve gerekliliklerini açıklıyor ardından insan türünün çeşitli yalan ve hilelerine geçiyor. Kitap, yalanın ne işe yaradığını, yalansız bir yaşamın mümkün olup olmadığını, hangi yalan türlerinin kabul edilebilir olduğunu ve yalanın nasıl sınıflandırılabileceğini ele alıyor. Yazar, yalanın canlıların doğasının bir parçası olduğunu, insanlarda bunun çocukluk döneminin ilk yıllarında bile görüldüğünü ve bunun evrimsel bir kanıt niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Yalan ve hilenin hem hayatta kalma işlevi hem de sosyal ilişkileri yürütmedeki rolü ele alınırken, mutlak dürüstlüğün sosyal ilişkiler bağlamında sınırlarla karşılaştığı da vurgulanıyor. Kitap yalan ve hilenin güzellemesini yapmıyor elbette, keskin bir doğru-yanlış çizgisi yerine, kendi bakış açısına ve ifadesine yer veriyor. Biyolojiden psikolojiye, felsefeden sosyolojiye birçok alandan beslendiği görülüyor. Okuması hem keyifli hem de ufuk açıcı. Pek beğendim.
Doğa Yalan SöylerLixing Sun · Doğan Kitap · 20252 okunma