Şansın kişinin yeteneklerinden daha önemli bir hale geldiği, hatta yetenekleri kolayca ezip geçtiğini çok görmüşümdür. Montaigne'e göre başarılarımızın ve başarısızlıklarımızın soğukkanlı bir bilançosunu çıkaracak olursak, kendimizle böbürlenmenin, tam tersi durumda da kendimizden utanmanın ne kadar yersiz olduğunu anlarız; çünkü başımıza gelenlerin çok önemli bir kısmı bizim eylemlerimizin sonucu olmayabilir.
Tarih boyunca insanları suçlu durumuna düşürmüş olan bütün hatalar, bizim kendi doğamızdan izler taşır. Biz, insanlık durumunun olumlu ya da olumsuz bütün niteliklerini bünyemizde barındırırız, bu yüzden doğru koşullarda, daha doğrusu tam da yanlış koşullarda, kendimizi pekala sahnedeki kahramanınkine benzer bir halde bulabiliriz.
Aristoteles'e göre, başkalarının fiyaskolarına sempatiyle bakmamızın arka planında, benzer şartlarda bizim de benzer bir felaket yaşayabileceğimiz hissi vardır; yine aynı şekilde, etrafımızdakilerin yaşadığı acı olayların bizim de başımıza gelebilme olasılığı azaldıkça, bizdeki acıma hissi de azalır.
Eleştiriler, hedefe isabet ettikleri ölçüde acıtırlar canımızı. Kendisine yöneltilen bir eleştiriyi gerçekte hak etmediğini bilen kişi, onu kolayca ve güvenle görmezden gelebilir.