Gülhan Akın

Bir işyerinde çalışmanın verdiği güvensizliğin bizim canımızı bu kadar sıkmasının tek nedeni para olmasa gerek. İşin içinde, daha önce değindiğimiz bir tema olan sevgi de var. İşimiz, toplumun bize ne derece saygı ve ilgi göstereceğinin temek belirleyenidir. Ne iş yaptığımız sorusuna vereceğimiz cevap (keza birileriyle tanıştığımızda ilk sorulan soru budur) insanların bizi kendi aralarına ne oranda kabul edeceklerini belirler. Ve ne yazık ki bu soruya yeterince hoş bir cevap verebilmek, çok nadir durumlar dışımda, bizim elimizde değildir. İstediğimiz işi yapıyor olmanın mutluluğu, iktisatçıların çıkardığı grafiklere, pazardaki çekişmelere, çansın ve esin perilerinin gelgitlerine bağlıdır. Oysa sevgiye duyduğumuz ihtiyaç gelgitli değildir, sabittir; çocukluğumuzdan beri pek az değişim göstermiştir.
Sayfa 136
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Başarısız olacağamız düşüncesi bizi endişeye boğar çünkü başarı, dünyanın bize güler yüz göstermesi için kullanabileceğimiz tek kozdur. Aile bağları, arkadaşlık ya da cinsel çekim kimi zaman maddi başarıyı gereksizleştirebilir; ancak birinin çıkıp da bütün ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde karşılayabilmek için bu etkenlere bel bağlayacağını söylemesi uslanmaz bir iyimser olması gerekir. İnsanlar, birbirlerine gülümsemek için sağlam ve değişmez nedenler arar, bu nedenler ortada yoksa da nadiren birbirlerine güler yüz gösterirler.
Sayfa 131
Statü edinmek aynı zamanda adına "şans" dediğimiz bir dizi koşulun gerçekleşmesine bağlıdır. Bizi doğru işe yerleştiren, doğru yetileri kazandıran şanstır, aynı şekilde bizi bu ayrıcalıklardan mahrum bırakan da kötü şanstır.
Sayfa 120
Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazla gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görüntüdedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebildiklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur.
Sayfa 77
Rousseau'nun savı zenginlikle ilgili bir teze dayanıyordu: Zenginlik, illaki çok şeye sahip olmak anlamına gelmiyordu aslında. Zenginlik, sahip olmak istediğimiz şeylere sahip olmak demekti. Varlıklı olmak mutlak bir kavram değildi, arzuya bağlıydı ve göreceliydi. Paramızın yetmediği bir şeyi arzuladığımızda fakirleşiyorduk; kaynaklarımız her ne olursa olsun. Ve elimizdekilerle yetinebiliyorsak eğer zengindik aslında, sahip olduklarımız ne kadar az olursa olsun.
Sayfa 76