Kitap, kendisini şanslı, şanssız ya da ne şanslı ne şanssız olarak tanımlayan yüzlerce kişi üzerinde yapılan klinik test ve değerlendirmeleri temel alıyor. Yazar, şansı esas olarak zihinsel bir durum olarak ele alıyor. Kişinin inancı ve tutumu, yaşantılarının ve olasılıkların yönünü belirliyormuş gibi sunuluyor. Bu noktada kitabın çarpıcı örnekleri var; kişinin kendini şanslı veya şanssız olarak etiketlemesinin sonuçları gerçekten etkileyici.
Buna rağmen, ben ikna olmadım. Kişinin inançları, beklentileri ve tutumları hayatının gidişatını etkileyebilir, ancak “şans”ı yalnızca bir inanç olarak ele almak oldukça sınırlı bir yaklaşım. Kitap, bu hikayelerle dolu; okudukça fark ettim ki belki önce şansın tanımını ve türlerini netleştirmek gerekiyor: psikolojik/algısal şans ve gerçek (rastlantısal) şans.
Kitapta şanslı olmayı sağlayacak dört temel ilke ve bunların 12 alt ilkesi var. Uygulandığında hayat üzerinde bir miktar değişiklik yaratacağı açık, ancak bunları gerçekten hayata geçirmek o kadar kolay değil. Ayrıca, mizaç ve kişilik gibi doğuştan gelen, değişimi sınırlı özellikler de bu ilkelere uyumu etkiliyor.
Ana tema büyük ihtimalle şu: “Şans verilen bir şey değil, yapılan bir şeydir. Çabalarsan, vazgeçmezsen, iyimser olursan ve sosyal olursan şanslı olursun.” Mantıklı ve motive edici bir yaklaşım, ancak bir noktada paradoksal hale geliyor. Eğer şans tamamen yapılan bir şeyse, artık kontrolümüz dışında değildir; o zaman gerçekten şans mı oluyor, yoksa başarı stratejisi mi? Kitap, klasik şans tanımını biraz aşındırıyor.
Sonuç olarak, kitap döndükçe başarı ve motivasyon odaklı bir hale geliyor. İnsan üzerinde kısa süreliğine olumlu etkisi olabilir; kişi tüm kontrolün kendisinde olduğunu düşünebilir. Ancak uzun vadede “başaramıyorsam sorun bende” düşüncesine yol
Çalışmalar defalarca göstermiştir ki yöneticilerin beklentilerinin, personelinin verimliliği üzerinde etkisi vardır. Astları hakkında yüksek beklentili yöneticiler, etraflarındaki insanları iyi bir performans göstermeleri yönünde motive ederken zayıf beklentileri olanlar bu kişilerin ümitsizliğe kapılmalarına ve verimsiz olmalarına neden olur.